Kırk Belikli Nazik

29 Ocak 2018

Fatma Pekşen

Nene gerekti bilmem ki dağ başlarında yel değirmeni aramak… Otur oturduğun yerde! Kariyerini yap, çeyiz düz, eğlen, evlen. Lâkin usta araştırmacı rollerine bürünüp ahkâm kesme durduk yere. “İşim gereği her zorluğa katlanırım” sözünü söyleme.

Millet Akçay’larda, Bodrum’larda, Didim’lerde gününü gün ederken, “derginin eylül-ekim sayısına hazır olacak” bilmişliğiyle hareket etme.

Katır sırtlarında, traktör üstlerinde, toprak renkli kırış kırış keten urbalarını giyip, saçın başın toz içinde gündüzünü gecene katmana sebep ne ki? Para mı? Değil. Ün mü? O da değil. Zaten bilen biliyor seni. Web sitenin ziyaretçi sayısını sen bile tahmin edemiyorsun. E-postana gelen mesajların da. Mektup geleneği her ne kadar eski geçerliliğini yitirmiş olsa da evinin girişindeki posta kutuna giren zarfların çokluğuna bir tek sen şahitsin. Hatırlatmama lüzum var mı?

Geçen yıl bu zamanlar da tutturmuştun “iri çekirdekli karpuz cinsinin nerelerde yetiştiğini bulacağım. Bu çekirdeklerden nasıl çerez yapılıyormuş öğreneceğim” diye. Ne oldu yani? Buldun birkaç tarif; yayınlattın da yere göğe koymadığın dergide. Madalya mı taktılar? Kupa mı verdiler? Yıllık kiranı sıfıra mı indirdiler? Ne oldu, neyin değişti? Gene kırış buruş giysiler, gene bilmem nereli arkadaşının armağanı tıklım tıkış sırt çantan. Gene boz renkli ovalar, toz renkli yollar, alnı kırışık çehreler, kargacık burgacık yazılarla dolu ajandalar.

...
Yazının tümü basılı dergimizde! ABONE olmak için lütfen TIKLAYIN

Etiketler:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir