Kızılelma’nın tarihçesi

13 Mart 2018

Beşir Ayvazoğlu

Rahmetli Orhan Şaik Gökyay, 1985 yılında Tarih ve Toplum dergisinde yayımlanan “Kızıl Elma” başlıklı önemli araştırmasında “elma”dan hareketle Kızılelma’nın köklerini çok eskilerde aramışsa da, bu efsane İslâmî devirlerde doğdu, bildiğimiz anlamını da Osmanlı fütuhat asırlarında ve Yeniçeri Ocağı’nda kazandı.

Kızılelma’dan söz edilen ilk metin, Sultan Cem’in arzusu üzerine Ebü’l-Hayr-ı Rûmî tarafından derlenerek kaleme alınan Saltukname’dir. Bu da İstanbul’un fethinden sonra efsanenin Balkanlar’da hızla yayıldığı anlamına gelir.

Bence, Kızılelma’nın ne anlama geldiğini en iyi anlatan Ömer Seyfettin’dir. 1917 yılında, Yeni Mecmua’da yayımlanan “Kızılelma Neresi?” adlı hikâyesi kısaca şöyle özetlenebilir: Kanuni Sultan Süleyman, bir gün otağında divan üyelerine tek tek Kızılelma’nın neresi olduğunu sorar; hiçbiri doğru cevap veremeyince, dışarıda “Kızılelma’ya, Kızılelma’ya!” diye haykırıp duran halktan ve Yeniçeriler arasından üç kişinin gelişigüzel seçilip huzura getirilmesine emreder. Bu üç kişiden aldığı cevaplar, Kanuni’yi çok memnun etmiştir: “Kızılelma Neresi?”, “Atınızın gittiği yer padişahım!”, “Orası neresi?”, “Neresi olduğunu ancak padişahım bilir!”

...
Yazının tümü basılı dergimizde! ABONE olmak için lütfen TIKLAYIN

Etiketler:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir