Kızılelma’ya…

Kızılelma; ağacın en tepe noktasındadır!

Kavuşmak zordur, tehlikelidir.

Fakat en kırmızısı odur, en lezzetlisi ve en mutlu edicisi…

***

Kızılelma; ağaç altında oturup, ilk kurtlanan meyveyi bekleyenlerin ağzına düşmez!

Kızılelma; gecenin kara ve gündüzün ak ipini birbirine dolayıp, kendi altına uçan halı dokuyanlar içindir!

***

Öyle bir sevda ile tutuşuktu ki her ferdi;

Alev alev yanan meşaleler gibi yürüyordu Osmanlı ordusu, Ortaçağın küflü Avrupa’sında. Yakarak yıkarak değil, karanlıkları aydınlatarak ve üşüyenleri ısıtarak ve umutsuzlara ümit dağıtarak…

Sonra Asya’ya yürüdü ışıl ışıl, sonra Afrika’ya yürüdü pırıl pırıl…

Sonra gemilere binip Uzak Dünya’ya gitti ve Yeni Dünya ile tanıştı;

Işığını taşıdı oralara; her yerde ‘Kızılelma’yı aradı…

*

Kızılelma; aşkın adıdır!

Kızılelma; sevdalanmanın, tutkuya tutulmanın adıdır!

Kızılelma; yorulmamanın, vazgeçmemenin ve hep “bir adım” kaldığını bilmenin adıdır!

Kızılelma;

Cennetteki meyveleri yoklamak için, elini daldırma çabasıdır!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir