Kuru yaprağın dili hüzündür

17 Mayıs 2014

Seksenli yıllar. Gülhane Parkı’nda
tek başıma oturmuş, etrafı izliyordum…
Burası, diğer parklara karşı hep
farkını korumuştur, bir dönem ilgisiz
kalmasına rağmen. Topkapı Sarayı
hafızası, Ayasofya inancı, beslendiği
ve hüzünle yutkunduğu Boğaz…
O zamanlar sanki Gülhane Parkı
da benim gibi gurbette idi; geçmişi
elinden alınmıştı ve güzelliklere
sırtını dönmüş bir garip, kayıp bir
neslin elinde hoyratça kullanılıyordu…
Yine de, tefekküre dalmak için
kendisini ziyarete gelen, tarihin ve
huzurun kapısını sessizce aralayan
şuur sahiplerini de kucaklamış; kendi
değerleri ile beslemişti…

Benim de
fırsat buldukça, yalnızlık hissettiğim
anlarda hüzünlerimi paylaştığım
yerdi. Ben sessiz, o sahipsiz bırakılmış
ama çok şeyleri birbirimize anlatmış
ve ne çok konuşmuştuk…
Gözlerim boğazın mavi akıntısında,
hayallerim Erzurum’a demir
atmıştı. Gurbet düşünceleri; uzaklaştıklarımıza
bizi yakınlaştırıp, en
önemsize bile değer katıyordu. Hatıraların
arşiv kapısı böyle zamanlarda
açılır, hüzün lokomotifi hatıralar
istasyonuna sıra ile uğrar, en
değerlisinde sevgilinin istasyonunda
ümidini boşaltır ve kalır, artık gidemez…
Kerem olmuşsanız bir çift
gözün zindan karasında, gönüllü
mahkûmu da olursunuz, uzaklarda
bile olsanız. Aşk boğazın suları kadar
temiz olunca, sadece bir nefes
hissedilir, bir günlük mesafeden, o
da sevgilinin nefesidir. Beklentisiz
sevebilmek, kalbe hiç beklemediği
gücü verir.
Gazeteye dönmek için kalkıp,
ağaçlı yoldaki anıtlaşmış çınarları
izleyerek yürümeye başladım…
Yazın son günlerinin habercileri,
sararmış olarak ağaçlardan yola
dökülüyordu… Hüzünlü bahar, rüzgârla
savrulan kuru yapraklarda yaşamaya
başlamıştı.
Gökten elma değil, önüme irice ve
diğerlerinden farklı bir yaprak düştü.
Kenarlarının nizamî şekilde içe
doğru kıvrılışı ve rengindeki farklılık,
sadece gözlerin kapısını çalmıyor,
bütün gücüyle gönül kapısını
yumrukluyordu.
Eğildim ve onu yerden alıp yolun
kenarına oturdum.
Kuru yaprağın dili hüzündür.
Sanki bu yaprak benim hasretimin
özeti olmuş ve öylece yere düşmüştü.
Bırakıp gidememiş, hatıralarımın
kolundan tutup kaldırır gibi onu kaldırmış
ve gazeteye döndükten sonra
da sapından duvara bantlamıştım.
Doldurduğum taze çayımı yudumlarken
de gözlerim yapraktaydı. O
sırada kapı açılmış, her zaman neşeli
ve tatlı muzipliği ile olan Muammer
Erkul içeri girmiş “Ben de çay isterim” demişti.
Sonra benim izlediğim kuru
yaprağı görerek, heyecanla: “Nerden buldun
bunu?” Diye sormuştu. Ben de O’na kısaca durumu
anlatmıştım. Muammer duvara yaklaştı,
itinayla yaprağın bandını söküp aldı: “Arkadaş
ben bu yaprağa el koydum” demişti. Yok diyemedim
ve alıp gitti.
O zamanlar Yeni Asya Gazetesi’nde çalışıyorduk.
Muammer, Can Kardeş ve Köprü dergilerinin
hazırlık işlerini ve bazı çizimlerini yapıyordu.
Ertesi sabah Muammer kardeşimin odasına
çıktığımda gözlerime inanamamıştım.
Benden aldığı yaprağa vernik attırmış, güzel
bir şekilde masasının yanındaki duvara asmıştı.
Benim o hüzünlü hasretime tercüman
olan yaprağım, bambaşka, antika bir şey oluvermiş
ve “Helal olsun” dedirtmişti.
Değer verdiklerinize değer verilmesi; sizin
de karşınızdakine değer vermenizi sağlar.
Asıl yalnızlık, acı ve hüzün, önemsediklerinize
sırt dönülmesidir! İşte benim kuru yaprağım
da, kendisini önemseyen bir dost tarafından
yeşerivermişti.
Eve dönerken düşünmüştüm: Emek verilen
sevdalar yeşerir, kavuşulmasa bile insanı
adam eder, pişirir, meyve verdirir. Hüzne
sembol olacak bir hadise, değişik düşünce ve
hamle ile bir anda farklılık gösterebilirmiş.
Bir kuru yaprak, sevgiliye hasret dili olurken,
sanatkârın elinden bambaşka bir şekle de girebilirmiş.
Önemli olan, başkasının penceresinden
de hadiseye bakmayı becerebilmek…
Birkaç yıl sonra zamanı geldi, asker oldum.
İşyeri Cağaloğlu yakınlarındaki Mahmutpaşa’da
olan bir de arkadaşım vardı, onunla
ara sıra dertleşirdik. İyi hatırlıyorum ki; gene
hasret dolu olduğum bir gün, ona yaprağımı
ve Muammer’i anlattım. Ve hatta “yazılacak
ne güzel bir konu” dedim.
Vakti bugünmüş.

...
Yazının tümü basılı dergimizde! ABONE olmak için lütfen TIKLAYIN

Etiketler:

One comment

  • ayse

    böyle anıları yaşamak ve hatırlamak insanı mutlu eder bizlerdre dinleyerek okuyarak mutlu oluyoruz elinize sağlık

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir