Kuşlar

Bahar; yeryüzünün ve börtü böceğin
uyandığı, tohumun filizin canlandığı
zamanlar…
Ve kuşlar; hepsinde telaş, tarifsiz heyecanlar.
Önce eşini seçiyor kuşlar, sonra dallar
arasındaki en uygun yeri belirliyorlar.
İki üç ince dalın buluştuğu çatal; sabırla
taşıdıkları ipler, otlar ve çırpılarla
örülüp yuva oluyor bir süre sonra.
Yuva; umut demek, emek demek, istikbal
demek…
♥ ♥ ♥
Yılda bir kurdukları döşeğe, göğüslerinden
seçtikleri en yumuşak tüyleri
seriyor kuşlar…
Ve sonra, aşk ile yumurtalar koyuyorlar
yuvalarına… Sonra tutkuyla yorgan
oluyorlar üzerlerinde ve canlarının
sıcaklığını emziriyorlar kuru kabuklara…
Ardından umutla bekliyorlar,
hasretle özlüyorlar…
Sabırla nöbet tutuyor, sırayla beslenmeye
gidiyorlar; yuva asla boş kalmıyor,
yumurtalar açıkta bırakılmıyor,
soğutulmuyor…
Sonra can geliyor cansıza; kıpırtılarını
hissetmeye, seslerini duymaya başlıyorlar.
Sık sık yuvarlayıp, altlarını üste
çeviriyorlar yumurtaların.
Haftalar boyunca kim bilir kaç yağmur
geçiyor üzerlerinden, kar atıyor, fırtına
dalları koparacak gibi esiyor… Her birinde,
kanatlarını yumurtalar üzerine
gerip bekliyorlar. Sabrın meyvesinin
tatlı olduğunu bilerek, içlerinde büyük
heyecanlarla özlüyorlar…
♥ ♥ ♥
Bir gün kabuklar çatlıyor, yavrular çıkıyor;
yuva şenleniyor.
Bu defa da onları doyurma telaşı başlıyor,
sırayla koşturuyorlar. Beslendikçe
hızla büyüyor yavrular, büyüdükçe
daha çok yiyecek istiyorlar.
O sırada, bir anlık boşluğu fırsat bilen
karaltı, hızla yaklaşıyor ve yavrulardan
birini kapıp yutuveriyor!
♥ ♥ ♥
Umutlar, emekler ve ömrün bir kısmı;
yavrunun hayatıyla birlikte ziyan oluyor!
Uyuşturucu satıcıları, fikir soyucuları,
dünya tapıcıları her yanda iken yuvanı
boş bırakmayacaksın, yavrunu kaptırmayacaksın!
Çünkü senin evladın elbette bir kuştan
daha değerli…
Dîvanyolu dergisi olarak, işte hep bunu
anlatmaya çalışıyoruz!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir