Lâ tahzen

Lâ tahzen, demiş büyükler…
Yani, üzülme! Çünkü hüzün, düşmanı sevindirir, dostunu üzer ve seni, haset edenin diline düşürür.
♥♥♥
Üzülme! Hüzün, kaybolanı geri getirmez ki ve öleni diriltmez, kaderi değiştirmez… Hüzün sinirlerini yıpratır, kalbini yorar, gecelerini mahveder.
Lâ tahzen! Günah işlediysen hemen tevbe istiğfar et, yanlış yaptıysan düzelt! Ümitsizlik yok çünkü O’nun rahmeti sonsuuz, kapısı ise hep açıktır.
♥♥♥
Kaybettiğin şeyler için üzülme, Allah’ın sana bahşettiği diğer nimetleri düşün ve şükret!
Duyacağın yalan yanlış sözler, iftiralar için üzülme, sabrın mükâfatını düşün.
Üzülme! Mutluluğun yolu, insanlara ihsândan geçer.
Kötülüğün karşılığı bir misli; iyiliğin mükâfatı ise 10 mislinden 700 misline kadardır.
Üzülme! Çünkü dünya ne seçim, ne geçim dünyasıdır… Dünya bugün var yarın yok, hayat insanın imtihanıdır.
♥♥♥
Lâ taahzeen! Altın, ateş; iyi kul da musibetle sınanır… Üzülme çünkü başımıza gelenleri daha büyükleriyle kıyaslasak, şüphe yok ki belâların bazısını âfiyet kabul ederdik.
Üzülme! Fakat karşındaki musibet için en kötü ihtimali hayal et ve bu muhtemel sonuca bile tahammül etmeye kendini alıştır. Sonra da; “Allah bize yeter, O ne güzel vekildir.” âyetini düşün!
♥♥♥
Üzülme! Çünkü yaşayacaksın ve yaşadıkça da yeni sıkıntıların olacak, kaygıların artacak demektir, hayat içindeki bu değişikliğe hazır ol.
Ve… Bu dünyanın sanki başına yıkıldığı, sıkıntıların seni bunalttığı gün;
“Ya Rabbi, çok büyük bir derdim var.” deme!
“Ey dertlerim… Benim çok büyük bir Rabbim var!” de, üzülme!..
♥♥♥
Büyükler böyle demiş. Peki, biz ne diyelim?
Üzülme! Çünkü biriz, kitabımız-kıblemiz bir… Tarihimiz-destanımız bir, devletimiz-bayrağımız bir, milletimiz-vatanımız bir.
Sevdamız bir ve beraberiz bu kapağın altında, Dîvanyolu dergimiz var.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir