Minare tutmak

Çocuğum, oruçluyum ve güneş İstinye
sırtlarına değdi değecek…
Ben İncirköy camisinin Paşabahçe yö-
nünde kalan fırında, pide kuyruğun-
dayım. Benzi süzülmüş insanlar benle
birlikte beklemede.
Kızgın fırından ara sıra birkaç kürek
pide çekiliyor, en önde bekleyenlerin
koltuğu altına veriliyor. Ve pidesini ka-
pan koşmaya başlıyor…
Fırın caminin arkasında, evimiz cami-
nin üst başından sadece elli adım yu-
karıda. Pideler koltuğumun altında ve
ben eve varıncaya kadar kollarım nar
gibi kızarıyor…
O pide kokusu nasıl güzel bir şeydir
öyle, hala duyarım!
♥ ♥ ♥
Daha da evvel, çok daha küçüğüm…
Hani, “basamaklı oruç” tuttuğum…
Yani gün içinde birkaç kere atıştırır-
sam, ara sıra da su içersem, bunların
benim orucumu bozmayıp “basamak”
sayıldığı… Fakat kendimi de kesinlikle
oruçlu bildiğim yıllar.
Sanırım dört-beş yaşlarındayım. Ab-
lamlar ve ben, Harmantepe’deki evimi-
zin penceresindeyiz.
Yine günün aynı saatleri, akşam oldu
olacak…
♥ ♥ ♥
Annem sofrayı hazırlamış.
Bizlerse, hepimiz, birer “minare” tut-
muşuz!
Beykoz yönünde, Gümüşsuyu tarafın-
da, Karlıtepe yolunda ve göğe değen
sırtlarda gözüken camiler var. Pür dik-
kat, karşı yamaçtaki minareleri gözlü-
yoruz ki; “hangimizin minaresi” önce
yanacak…
İlginç bir yarış!
Sonunda bekleyiş bitiyor ve her gün
birimiz, diğerlerinden önce “yandııı”
diye haykırıyor ve hepimiz sofranın
başına koşuyoruz.
♥ ♥ ♥
Merak içinde minare gözlemenin, fırın
önünde kuyruk beklemenin, bunların
hepsinin başka bir adı daha olmalı ki
şu: Açlığı hissetmek…
Açsın, hissediyorsun ve bir şeyler ya-
pıyorsun.
İnsanlar açlar, bir şeyler de hissediyor-
lar fakat hissettiklerinin açlık olduğu-
nu anlamıyorlar!
♥ ♥ ♥
İnsan yetişmesi konusunda, Dîvanyo-
lu’nun ne büyük bir ihtiyaç olduğunu;
sanki açlık çeker, pide kokusu duyar
gibi hisseden, öylece oturabilir mi?
“Pide şurada, fırın burada” diye, diğer
insanlara seslenmez mi?
Ç

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir