Muhammed Ali

Spor salonunda, duvar boyu bir poster:
Antrenmanın her saniyesinden nefret
ediyordum. Fakat kendime hep “Dayan!”
diyordum. Bugün çalışacağım ve
ömrümün sonuna kadar, bir şampiyon
olarak yaşayacağım.
Gelmiş geçmiş en büyük boksör unvanıyla
yaşamaya devam eden Muhammed
Ali diyor bunu.
Sonuç için çaba şart!
Neredeyse bir düğün parası harcayıp;
kendi öz evlatlarını “internetle” gerdeğe
soktuktan sonra… Işık geçirmez
uyku gözlüklerini takan bazıları ise;
kendi kültürlerini yaşayacak torunlar
bekliyor!
“Buna hakkımız var mı?” diye sormak
zorundayız.
♥ ♥ ♥
Bir yayının, özellikle de Dîvanyolu’nun,
neyin bayrağı olduğuna iyi bakın!
Okumaya zamanım yok diyen, buna
ihtiyacım yok diyen var. Fakat kendi
dibinde büyüyen yavrusunun, yanı
başındaki komşusunun, bu bilgilere aç
yattığını gören kaç kişi var?
Her gün et, ekmek, tatlı yiyenler “bunu
daha önce yemiştim” demezken; neden
“bir kere okumuştum artık ihtiyacım
yok” diyebiliyorlar?
♥ ♥ ♥
İngilizce bir deyim var: Leaders are readers.
Yani: “Liderler, okuyanlardır.”
Düşünün bakalım; “liderlere” ihtiyacımız,
ne kadar?
Senin bir dergiye ihtiyacın olmasa bile,
bu derginin “liderlere” ulaşabilmesi
için “sana” ihtiyacı var! Onu birine
ulaştır, abone yap; bir lider çıkarsa, yol
azığı “sen” olmuş olursun. Değmez mi?
♥ ♥ ♥
Ahmetlerin, Mehmetlerin, ne boş işlerle
meşgul edildiğinden, “ithal liderler”
karşısında nasıl ezik kaldığını
düşünün…
Holywood bulvarı. Yere büyük yıldızlar
döşemişler ve bunların içine yıldızlaşmış
isimleri yazmışlar. Burası hazırlanırken
sadece tek itiraz geliyor:
“Ben Peygamber adı taşıyorum, o mübarek
ismi yere yazdıramam!” Ve “Muhammed
Ali” yıldızı duvara, baş hizasına
konuluyor.
İşte hassasiyet budur.
Liderler çalışanlardır, liderler okuyanlardır.
Divanyolu’muz okumanız, abone olmanız
için sizi bekliyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir