Ölse Bilirdim…

29 Ocak 2018

Gülden Çavuşoğlu

Yıl 1984…

Karnı burnunda, doğumuna az bir vakit kaldığı hâlde kocasının zoruyla ayrılıyordu Esma, memleketi Sivas’tan… Üstelik, iki eline sığdırmaya çalıştığı beş çocuğuyla birlikte.

Kocası Mehmet’e göre, İstanbul’un taşı toprağı altındı… Hem orada iş bulmak çok daha kolaydı. Belki çocuklar tahsil öğrenir, büyük adam dahi olurlardı, kimbilir.

*

Bilenler bilir, öyle kolay değildir o yörelerde kocaya karşı gelmek, Esma da çaresiz topladı tası tarağı…

Lakin içinde derin bir hüzün… Belki de gözünü açtığı bu topraklardan kopmak, büyükşehirde yaşamak korkusu idi bilinmez; iki gözü iki çeşme, içinde Mehmet’e karşı duyduğu kırgınlıkla beraber düştü er kişisinin peşine…

Yaklaşık 900 km’lik uzun yolculuğun ardından Mehmet’in kız kardeşinin evine geldiler. Yeni bir ev bulup yerleşene kadar orada misafir olacaklardı.

Görümce Zeynep pek severdi Esma’yı, hamileliği yaklaştığı hâlde hiç doktora gitmediğini öğrenince çıkıştı ağabeyine:

“Yarından tezi yok, gidip baktıracağız Esma’ya, bebenin sağlığını bilmek gerek.”

Beş çocuğun beşini de evde doğurmuş, doğumlarını bile kaynanası yaptırmışken, şimdi doktora gidip kendini açmak, göstermek ne zordu Esma için…

 

...
Yazının tümü basılı dergimizde! ABONE olmak için lütfen TIKLAYIN

Etiketler:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir