ÖZEL DOSYA

Rengârenk lâlelerin, sarı saçlı kızların,
yelle dönen değirmenlerin ardına sinerek
özünü gizlemiş bir millet…
Sömürgecilik, köle ticareti ve sayısız katliamlarla yazılmış
Yüz karası bir tarihin tortusu:
Hollanda’nın
Bilinmeyen Sırları

Kimi milletler vardır; kahramanlarının
yedi kıta koştuğu… Yeryüzündeki bütün gelinciklerin,
şehitlerine bakıp da açtığı…
Ve gün gelir…
Arslanların yazdığı tarihleri üzerinde gafletle
uyuyanlar, uyanırlar ve uyandırırlar
kendi içlerindeki arslanları, yeniden kükrerler…
Ve dikilirler ayağa, kurtlar gibi; şanlı
tarihlerini hatırlayıp koşmaya başlarlar yeniden,
tarihi yazmak için…
*
Kimi milletlerse atını, itini sürerler; elinde
bayrağından ve dilinde tekbirinden başka
silahı olmayan halkın üstüne.
Peki, kimdir o halk?
Bu insanlar; henüz yirmi bir yaşını bile
doldurmamış, gencecik Padişahımız Ahmed
Han hazretleriyle bir defa görüşüp;
“Kralımızı kulluğa kabul buyurunuz, size
yalvarıyoruz…” diyebilmek için, aracı olsun
diye, büyük İslâm âlimi Aziz Mahmud
Hüdai hazretlerinin eşiğine gidip, ellerini
öpenlerdir.
*
Peki şimdi, birkaç parça kemik uğruna
dişlerini çıkarmış ve ırkçı, faşist, Nazi kimliğine
bürünmüş, saman sarısı bu adamlar
için tarihin sayfalarında neler yazıyor?
Bakıyoruz!
Şaşırsak bile, anlıyoruz ki;
Hollanda “aslına” rücû etmiş sadece!
*
Madem öyle, biz de diyoruz ki;
Hollanda’ya aynaları tutun ki önce kendi
suratlarını görsünler…
Ayak izlerini gösterin ki, bir de mazilerini
hatırlasınlar!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir