Payitaht’ı Giydirmek!

22 Haziran 2017

– Herkes izliyor bu diziyi; çünkü çok önemli bir dönemi anlatıyor…Senaryo şahane, yönetmen büyük iş çıkarmış… Hele oyuncular;kadınlar çok zarif, erkekler inanılmaz yakışıklı! Hele oyunculuktaki kabiliyetleri…Böyle olunca herkes izler elbette.

– Fakat, iyi de,bir şey eksik kaldı hala, onuunutuyorsunuz galiba…

– Neymiş o unuttuğum?

– Oyuncuları, yönetmeni, senaryoyu, çekimleri, yani bir bütün olarak projeyi tamamlayan şeyi…Kostümleri unuttunuz!

Dünyanın en iyi oyuncularına, en çarpıcı senaryoyu bile verseniz… Fakat günümüz sokaklarında giyilen kıyafetlerle oynasalar,böyle izlenirler miydi ve dahi sunmaya çalıştıkları karakterlerin bir anlamı olur muydu?

Kostüm

Evet, kostüm; horozların tüyü, kitapların kapağı, mağazaların vitrini gibi bir şey…

Bugüne kadar hiç hatırımıza geldi mi; kim yapıyor, nerede yapıyor, nasıl yapıyor bu kıyafetleri? Her biri tam da oyuncunun üzerine göre seçilmiş, biçilmiş, kesilmiş, dikilmiş…

Evet, ben de sizlerle aynı fikirdeyim; filme daldığımız vakit fark etmiyoruz ve pek de dert etmiyoruz kim ne giymiş, niçin giymiş çünkü tarihin bir diliminde olayların arasında buluveriyoruz kendimizi.

Kostümler ve dekor, bizi “oraya” uçuruyor sanki.

Sonra oyuncuların görüntüsü ve ardından oyunculuk kabiliyetleri ve konunun derinliği, senaryonun tutarlılığı.

Bir bütün hepsi…

Söylemek ve göstermek istediğim, kostüm “o bütünün” dışında değil, bilakis tam da merkezinde. Ve hatta o kadar göz önünde ki, sanki bir gözlük gibi “zaten orada olduğu için” görülemiyor belki! Ve, gözlüğün kirlenmeden, çizilmeden farkına varılamadığı gibi ancak bariz hatalar olduğu zaman kostümün önemi fark ediliyor.

...
Yazının tümü basılı dergimizde! ABONE olmak için lütfen TIKLAYIN

Etiketler:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir