Payitaht’ta bayramlar ve 2. Hamid Han ile bayramlaşmalar

22 Haziran 2017

Bayramlarda iki üç zevk vardı.
Bunlardan biri belki bazen ikramiye filanla kabartılmış maaşını almak… Diğeri evin
halkına bayramlık tedârik etmek ve esnafın hesâbını verip borçtan kurtulmak..
Belki bunun içindir ki insanlar; “ıyd-i said-i fıtr” (Ramazan), “ıyd-i said-i adhâ”
(Kurban) derler ve; “Iyd-i said-i bir hiss-i mesûdat ile tesit ederiz”, “Iydiniz said olsun”
gibi ifadelerle birbirini tebrik ederlerdi…
Diye anlatmaya başlıyor Ahmet Semih Mümtaz ve devam ediyor. Fakat biz, eski
İstanbul’da geçen bu uzun ve teferruatıyla kaleme alınmış Ramazan ve Bayram
hatıralarını ancak kısaltarak yayımlayabileceğiz. Yine de hoşlanacağınızı umuyoruz.

Bir Üçüncü Bayram

Çocukların sevinci büyüklere bir üçüncü bayram olurdu. Omuzlarında çocuklarını taşıyan babalar; göğüslerine yavrularını basan anneler; torunlarının ellerine yapışan dedeler, kadınnineler; bacılarla dadılar ve lalalar çocuklarla meşgul olarak aynı zamanda onların kelimedeki her mânâ içinde terbiyeleriyle de uğraşırlardı. Onlara iyiyi, fenâyı, çirkini güzeli öğretmekte göstermekte muvaffak oluncaya kadar yorulmazlardı. Mahalle aralarındaki meydancıklarda kurulan tahterevalliler, salıncaklar, atlıkarıncalar çocuklar âlemine ölçüsüz neşe ve inbisat saçardı. Hele saraylarda; bâhusus pâdişâhın sarayında bayram sefâsı akla hayâle gelmeyen güzellikler ve güzeller içinde cereyan ederdi. Köylerinden getirilip giydirilmiş kuşatılmış ve terbiye edilmiş halayıklar; kalfalar; hazinedarlar; gözdeler; kadın efendiler… Selâmlıkta uşak ve hademeler; ağalar ve baş ağalar; sofracılar ve kilerciler mertebelerine göre ve telâkkî derecelerine göre takındıkları tavırlarla ve çehrelerle asırlardan beri saraylar teşrîfâtında devam eden usûle uyarak kapılarından mihraplara kadar birbirlerini tebrik ederek etek öperlerdi.

...
Yazının tümü basılı dergimizde! ABONE olmak için lütfen TIKLAYIN

Etiketler:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir