Pomak Türkleri

13 Mayıs 2016

Az incelenmiş, az yazılmış bir
konudur.
Yunan iddialarına göre, Pomaklar
“Büyük İskender’in torunları olup
Türkler tarafından zorla Müslüman
yapılmışlardır. Helen (yani Yunan)
asıllıdırlar.” Bulgar iddialarına göre
ise “Osmanlıların baskısı ile Müslüman
olmuş Bulgarlardır.” Entelektüel
diyebileceğimiz bazı okumuş yazmışlarımız
da değişik platformlarda
Pomaklar hakkında bu yanlış görüşleri
benimsediklerini ifade etmekten
çekinmemektedirler. Maalesef öyle
inanıyorlar yahut böyle inanmak istiyorlar!

Bu görüşlerin, tarihî gerçeklerle
hiç alakası yoktur.
AİLEM POMAKÇA
KONUŞURDU
Ailem Drama kökenli olup mübadele
ile Kırklareli’ne gelmişler.
Çocukluğumda evimizde annemle
babam Pomakça konuşurlardı. Bu
sebeple Pomakların menşeini araştırmayı,
öğrenmeyi her zaman arzu
etmişimdir. Muhtelif kaynakları karıştırdım,
ailemden ve çevremden
edindiğim bilgilerle birleştirerek “Arda’dan
Anadolu’ya” adını verdiğim bir
kitap yayımladım. Bir müddet sonra
Prof. Dr. İlker Alp’in kaleme aldığı ve
Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler
Enstitüsü tarafından yayımlanan Pomak
Türkleri (Kumanlar-Kıpçaklar)
kitabı elime geçti. “Arda’dan Anadolu’ya”
kitabımdaki bilgilerle buradaki
bilgilerin örtüştüğünü gördüm.
Memnun oldum.
POMAKLAR KİMDİR?
Pomaklar aslen Kuman Türkleri’nin
torunlarıdır. Kumanların asıl
adı Kıpçak’tır. Batılılar; beyaz tenli,
kumral olan Kıpçaklara “açık renkli”
anlamında “Kuman” demişlerdir. Tarih
eğitim ve öğretimi ile ilgili kitapların
da yazarı olan Prof. Dr. Mustafa
Safran’ın “Yaşadıkları Sahalarda Yazılan
Lügatlere Göre Kuman-Kıpçaklarda
Siyasi İktisadi Ve Kültürel Yaşayış”
yazısına göre Kıpçak adı Oğuz
Destanı’nda geçen “kapçak” kelimesinden
gelmektedir. Ağaç kabuğu anlamındadır.
Kıpçaklar, Batı Göktürklerin
bir koludur. Asıl yurtları Orta
Asya’daki Balkaş ile İrtiş arasındaki
bölge idi. Siyasi ve iktisadi sebeplerle
batıya göç ettiler. Karadeniz’in kuzeyinde
geniş bir bölgeye hâkim oldular.
11 ve 13. yüzyıllar arasında hüküm süren
bir hanlık kurdular. Sert mizaçlı,
ciddi tavırlı insanlardı. Ruslarla savaşarak
Tuna ağzına kadar yayıldılar.
Rus, Bizans, Gürcistan topraklarına
akınlar yaparlardı. Büyük Selçuklu ve
Harzemşahlarla münasebet kurmuşlardı.
Kıpçak gençleri Mısır’a gidip
Eyyûbi ordusunda vazife aldılar. Komutanlığa
kadar yükselenler oldu.
Kıpçakların hâkimiyetine doğudan
gelen Moğollar 13. yüzyılın ortalarında
son verdiler. Yer değiştirmek
zorunda kalan Kıpçakların bir
kolu Balkanlara, Rodop dağlarının
güneyine gelip yerleştiler. Orasını
vatan edindiler.
İbrahim Kafesoğlu, Reşit Rahmeti
Arat, Ahmet Gökbel, Ahmet Cevat, Cihat
Özönder, Hüseyin Memişoğlu gibi
araştırmacılar Kıpçaklar ve Pomaklar
hakkında kitaplar, ilmi makaleler ve
inceleme yazıları yazmışlardır.
OSMANLI DÖNEMİ
Bilindiği gibi Osmanlılar, Orhan
Bey zamanında Rumeli’ ye ayak bastılar
ve Balkanlara doğru yayılmaya
başladılar. Süleyman Paşa, Lala
Şahin Paşa, Doğan Bey, Hacı İlbey,
Evrenos Bey gibi değerli komutanlar
Balkanlarda ilerlediler ve nihayet,
çok önceden orada yurt tutmuş olan
Kıpçak Türkleri ile karşılaştılar. Bu
buluşma, kurumuş toprak ile yağmurun
kavuşup kaynaşması gibi teklifsiz,
kendiliğinden ve bir o kadar da
bereketli oldu. Kumanlar sanki yeniden
can buldu. Irk da, din de aynı idi.
Kıpçaklar iki yüz yıldan beri zaten
Müslüman’dılar. Bir sinerji oluştu.
Kumanlar, Osmanlı Devleti var oldukça,
yüzyıllar boyunca halisane bir
sadakatle Osmanlı’ya hizmet ettiler.
POMAK İSMİ
NEREDEN GELİYOR?
Osmanlı ordusuna hiç bir yardımı
esirgemeyen Müslüman Kuman
Türkleri, daha sonraki yıllarda Anadolu’dan
buralara getirilip iskân edilen
Yörük Türklerine de (bölgeyi tanıyıp
alışmaları ve her konuda) yardımcı oldular.
Yerli Bulgarlar ve Sırplar bunlara
“yardımcı” lakabını taktılar.
Sırpçada, “yardımcı” anlamına
gelen kelime; pomaga’dır.
“Pomaga” zamanla “Pomak” şeklinde
söylendi. Ve böylece, o bölgedeki
Kıpçak-Kuman Türklerinin
adı Pomak oldu.
POMAKLAR AZINLIK
MIYDILAR?
Hayır, Pomaklar hiç bir zaman
“azınlık” olarak görülmedi. Daima
millet-i hâkimeden yani devletin
asıl sahibi olan Türklerden kabul
edildi. Osmanlı zamanında yapılan
nüfus sayımında azınlıklar listesinde
Pomaklara yer verilmemiştir.
Çünkü azınlık değillerdi. Milletin
aslî yapısı içindeydiler.
POMAKÇA HAKKINDA
Pomakların Helen ve Bulgar
menşeli gösterilmesinin ispatı olarak
Pomakça gösterilmektedir. Pomakça’da
Slav menşeli kelimelerin
çokluğu delil olarak gösterilir. Ahmet
Gökbel, Cihat Özönder, Ahmet
Aydınlı ve Ahmet Cevat gibi araştırmacılar
bunun doğru olmadığını ispatlamışlardır.
Pomakça’da kelime
dağılımı şöyledir:
% 60 Türk lehçeleri (Kıpçakça,
Oğuz Türkçesi ve Nogayca)
% 30 Ukrayna, Bulgaristan ve
Makedonya Slavcaları
% 10 Arapça (İslamiyet sebebi ile)
Pomakça‘nın fonetik aksanı objektif
ve ciddi bir şekilde tetkik edilirse
Çağatay Türk lehçesine dayandığı
görülecektir. Pomakça’nın da
kendi içinde lehçeleri vardır.
Pomakça birkaç söz:
Yela ul yela (Gel oğul gel) (Ul=
Oğul)
Tı si karay pravoto (Doğruluğu
sürdür, doğruluktan ayrılma)
Nema kak şasamre (Çare yok ,
ölünecek)
Kakvo dene şadapre (Nasıl bir
gün gelecek, ahrette hesap günü)
DÎNÎ HAYAT
Kıpçaklar 11. yüzyılda Müslüman
oldular. Daha önce eski Türk inanışı
olan Şamanizm’e inanıyorlardı. Şamanist
idiler. Yani bazılarının yazdığı
gibi, Osmanlıların Balkanlara gelişi
ile Müslüman olmuş Hıristiyan
değillerdi. Osmanlı gelmeden 200 yıl
önce Müslüman olmuşlardı.
Aynen Osmanlı inanışı gibi; itikatta
Sünnî, amelde Hanefi mezhebinde
idiler. Bugün de aynı itikat
üzere olduklarını görüyoruz.
EKONOMİK VE
SOSYAL HAYAT
Pomak Türklerinin başlıca geçim
kaynağı hayvancılıktı. Koyun
ve keçi bakarlardı. Ekime elverişli
arazi pek azdı. En çok çavdar, mısır,
patates ve fasulye ekilirdi. Buğday
pek ekilmezdi. Ayçiçeği bilinmiyordu.
Çavdarın tanelerini ayırmak
için demet haline getirdikten sonra
elde döverlerdi. Çavdarın sapı sert,
uzun, düzgün ve dayanıklı olup ağıl,
samanlık, hatta evleri örtmede kullanılırdı.
Mısırın koçanını örten kabuğundan
ise hasır dokurlardı.
Buğday ekmeğinden ziyade kaçamak
ve mısır ekmeği yerlerdi. Kaçamak
bu yörenin adeta milli yemeği
(ekmeği) idi. Mısır unundan, koyu
olarak yapılan bulamaya kaçamak
denir. Tereyağı kullanılırdı. Yağlı koyun
etini kaçamakla yemeyi çok severlerdi.
Elle, üç parmakla yerlerdi.
KIYAFET VE
KIRMIZI RENK
Erkekler el dokuması şayak
(aba) elbise giyerler, bellerine yine
el dokuması ince, kırmızı kuşak
(poyse) dolarlardı. Kadınlar siyah
ferace giyerler, başlarına beyaz örtü
bağlarlardı. Buna “mafez” denirdi.
Genç kızlar ev içinde başlarına
ipekli, parlak, renkli, kenarları oyalı
bir çeşit tülbent bağlarlar; buna
“kıvrak” denirdi. Önlerine “mendil”
dedikleri önlük bağlarlardı. Bunu
da kendileri dokurlardı. Mendil,
hemen her zaman kareli ve kırmızı
olurdu. Giyimde, el dokuması battaniyelerde
koyu kırmızı rengin bulunmasından
hoşlanırlardı.
Kızlar ve kadınlar ellerine kına yakarlardı.
Saçını kınalayanlar da çok
olurdu. Kınaya bir makyaj malzemesi
olarak değil, neredeyse kutsiyet gibi
daha derin bir anlam izafe ederlerdi.
Seksenlik ninelerin bile elleri kınalı
olurdu. “Öteye” kınasız gitmek istemezler;
toprağa kınalı girmeyi tercih
ederler, kınasız ölmekten korkarlardı.
Sünnet çocuklarının başparmağı
ile işaret parmağına kına yakılırdı,
ileride eli silah tutsun diye.
TÜRKİYE’YE GÖÇ
1877-1878 Osmanlı-Rus savaşı
(93 harbi) sonrasında Balkanlarda
dengeler tamamen değişti. Akıl almaz
mezalim gören Pomaklar kendilerini
koruyabilmek için müthiş
bir direniş gösterdiler. Adeta bir direniş
cephesi oluştu. Padişaha haber
göndererek bağlılık bildirdiler
ve yardım istediler.
Bu direniş hareketine “hükümet”
veya “Pomak devleti” diyenler olduysa
da bu, fazlaca bir zorlama olur.
Pomakların bir kısmı zulme dayanamayıp
Türkiye’ye göç etti.
Büyük bir Pomak göçü de Lozan’da
30 Ocak 1923’te imzalanan
Nüfus Mübadelesi Antlaşması ile
yaşandı. Buna göre Türkiye’deki
Rumlar Yunanistan’a; Yunanistan’daki
Türkler de Türkiye‘ye göç
ettiler. İstanbul’da yaşayan Rumlar
ile Batı Trakya’da yaşayan Türkler
mübadele kapsamına alınmadı,
bunların göçüne izin verilmedi.
NETİCE
Dış politika yazarı, çok değerli araştırmacı
Sayın Mustafa Necati Özfatura
23 Nisan 1992 tarihli Türkiye gazetesinde
Pomakları anlattığı yazısına
“Öz be öz Türk olan…” sözü ile başlıyor
ve sonunu da şöyle bitiriyor:
“Pomak Türkleri, Anadolu Türklerinden
daha çok Türk özelliklerini
taşıyan Müslüman Türk kardeşlerimizdir.”
Biz de böyle bitiriyoruz.

...
Yazının tümü basılı dergimizde! ABONE olmak için lütfen TIKLAYIN

Etiketler:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir