Röportaj: ONSEKİZLİKLERE TAŞ ÇIKARTAN SEKSENLİK BİR DELİKANLI

Yakup Tutum

Ben, Üstadımın azat kabul etmez kölesiyim, diyen…
Tiyatro yazarı, yönetmen, oyuncu… Gazeteci, köşe
yazarı, romancı… Bir üstün kalem; Üstün İnanç

Üstün Ağabey ile konuşurken şunu fark ediyorsunuz ki;
O, yaşayan bir tarih. İşte capcanlı ve dinamik, duruyor karşınızda. Heyecan
içinde bize yakın tarihimizi, yaşadıklarını anlatıyor.
Ve görüyorum ki; ne kadar çok bilmediğimiz konu var.
*
Dergimiz için bu sohbeti gerçekleştirmek ayrı bir mutluluk oluyor
benim için. Çünkü Divanyolu, girdiği evlerde/kütüphanelerde ve bütün
mekanlarda, okunduktan sonra atılmıyor, aynen bir ansiklopedi gibi
biriktiriliyor. Dolayısıyla bu röportajın kalıcı olacağını bilmek beni çok
mutlu ediyor.
*
Sohbetimiz demlendikçe adeta içinizin köpüklendiğini hissedeceksiniz ve
damağınızda da bir kahve tadı alacaksınız.
Ayrıca, bir de -özellikle Necip Fazıl hayranlarını sevindirecek- haberimiz
var. Fakat bu müjdeyi öğrenebilmek için, söyleşinin sonuna kadar bizimle
olmanız gerekecek.

Efendim, belli yaş üstü sizi yakînen tanıyor
fakat genç kuşak maalesef öyle değil.
Sizi sizden dinleyebilir miyiz?
1937 yılında İstanbul Kızıltoprak’ta doğdum.
Büyüdüğüm yer de aşağı yukarı orasıdır. Tahsil
hayatımdan sonra sanata yöneldim. Sanat
konusunda ilk yaptığım şiir yazmaktı. Kendimi
şair zannediyordum. Çevremdekiler ve
arkadaşlarım da beğeniyordu açıkçası şiirlerimi.
Sonra Necip Fazıl’la tanıştım. O’nun şiirlerini
okuyunca, yazdığım ve şiir zannettiğim
şeyleri topladım ve o zamanlar banyolarımızda
-sobalara benzeyen- termosifonlar vardı,
hepsini oraya atıp, yaktım.

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir