Şa kaa cıııı!

Hanımlar yürürken, yabancı biri:
“Kuş pislemiş” deyip yanlarından geçti.
Hepsi de irkilip, korkuyla bakıştılar. Ve en kısa zamanda bir kuytuya sokulup, her yerlerini incelediler. Ancak içleri rahat ettikten sonra;
“Sanırım şaka yapmış” diyerek yollarına devam ettiler.
♥♥♥
Her gün yalan söyleyen adam kahveye daldı. Maç yorumunu izleyen ve gürültülü şekilde kâğıt oynayanların karşısında durarak;
“Niye oturuyorsunuz burada, çocuklar zehirlenmiş… İleriki sokakta, yerlerde sürünüyorlar!” Dedi…
Takımlar, maçlar unutuldu, kâğıtlar bir tarafa savruldu ve hepsi birden dışarı fırladılar.
Onların halini görünce kahkahayı koyuveren adamı yakalamak için bir kaçı peşine düştü ama karanlık engel oldu. Geri döndüler;
“Bu deli gene bizi kandırdı” dediler.
İhtiyarlardan biri ise;
“Evladım, dedi… Keşke kırk kere daha rahatımızı bozalım da, yeter ki bu yalancı adamın söyledikleri doğru olmasın!”
Hep beraber kafa salladılar, tasdik ettiler.
“Haklısın. Yeter ki çocuklarımız zehirlenmiş veya başlarına başka bir şey gelmiş olmasın” dediler.
♥♥♥
Biz ise şaka da yapmıyoruz, yalan da söylemiyoruz.
Kuş pisliği necis bile değildir, hâlbuki başımıza yağmur gibi zulmet yağıyor, diyoruz…
Çocuklarımız ara sokaklarda değil, ana caddelerde ve hatta evlerimizin odalarında yerlere seriliyor; dizlerimizin dibinde zehirleniyor ve nesiller yok oluyor, diyoruz…
Bizi duyuyorsunuz eminim ki doğru söylediğimize de inanıyorsunuz, fakat;
“Belki de şaka yapıyordur, diyorsunuz…
Umarım ki yalan söylüyordur” diyor, umursamıyorsunuz!
♥♥♥
Ve belki de bu yüzden;
Sizin evlatlarınız için, bu memleketin istikbali için her çığlık çığlığa çıkan, her ay nefes nefese gelen Dîvanyolu Dergisi’nin içinde neler olduğuna bile bakmıyor çoğunuz…
Keşke… Keşke ben şaka yapıyor veya yalan söylüyor olsaydım da; sizin çocuklarınız, bizim çocuklarımız ziyanlığa doğru sürüklenmeselerdi!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir