Sancı

Zehra Betül Basmacı

Bir hastalık gibi tekrardan nüksediyordu bu dürtü içinde.
Kollarında başlayan uyuşma ve his kaybının doğum sancısı olduğunu hisseder gibiydi. Yirmi yıldır doğuramamış bir kadın gibi… Bebeğinin içinde öldüğünden korkmaya başlamış… Er ya da geç… Doğum başlayacak. Ya kadını öldürecek, ya ikisi de kurtulacak.
Değişim bir yerden başlamak zorunda.
Ya kendi de değişecek ya gürül gürül akan suda savrulan bir saman çöpünden farksız, devam edecek.
Ya derdini anlatacak, ya içine yıkılan toprakların altında kalacak.
Ya değişimi başlatacak, ya karşısında durduğu dünya düzeninin bir kuklası da o olacak.
Ya zaten ayrılacağı dünyaya bir fikir bırakacak, ya her şeyin tıkırında işlediği(!) dünyadan herkes gibi göçüp gidecek.
Peki, neydi bu içindeki dürtü?
Neydi ona bu anlatmak isteğini uyandıran his?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir