Bilimin Işığında, Notlarım: Kâinattaki Dengeler

ATMOSFERIN UYGUNLUĞU: “Dünya’nın atmosferi, yaşam için gerekli son derece özel şartları biraraya getirerek tasarlanmış olağanüstü bir karışımdır.” (Press ve Sevier) Dünya atmosferi, %77 azot, %21 oksijen ve %1 oranında karbondioksit […]

Yalaktaki karıncalar

Muhteşem bir gün… Köyleri birbirine bağlayan yollardayız, süslenmiş bayram çocukları ve mey- danlardaki kahvelerde bayramlaşan adamlar… Evreşe’den girdik, Malkara yakınların- da ana caddeye çıkacağız. Gökler masmavi, yerler yemyeşil ve ufuklara […]

Kutup Yıldızı

Hani yolcuyken, yönünüzü kaybetmişken kutup yıldızına ihtiyaç duyarsınız ya, size yolu gösterir.

İstanbul Valisi H. Avni Mutlu ile

Dî v a n y o l u ’ m u z u n 7’nci sayısında, İstanbul’umuzun valisiHüseyin Avni Mutlu ile geniş bir röportaj yayınlamıştık. ArkadaşımızYakup Tutum, basılmış dergileri Vali […]

Merhem

Avuçlarımdı… Ve parmaklarımdı… Ve dudaklarımdı yanan… Aaahh; feryâdedip koştum deliler gibi, ama yoktu deniz!..

Hayatım Roman -Bu albay başka albay-

Tecil işlerini tamamlamak için gittiğimiz askerlik şubesinde, Şube Başkanı albayın huzuruna çıkacaktık. Kendimize çekidüzen verip içeri girdik.

ÖZEL DOSYA -İnsanlığın öldüğü kanlı topraklar Filistin-

Söz bitti bir gün, akıllar durdu. Anneleri, çocukları, bebekleri vurdu, adına “devlet” denmiş katiller! Bedenler kurşunlanırken, boyunlar kesilirken ve sahilde oynayan çocuklar yasak bombalarla yok edilirken, aslında “insanlık” öldü bu […]

ÖZEL DOSYA -Felaket Günü “El Nakba”-

kaklarında. Kudüs şehri bir manga, yani sadece on kişilik Osmanlı askeri tarafından kollanıyordu. Çünkü ihtiyaç duyulmuyordu daha fazla askere, hele ki silaha. Sonra…

Haydi

Haydi kaldır ellerini gökyüzüne. Şimdi senin iklimine sığınan binlerce mültecidir dünyanın her yerinde nefes alan binlerce can. Haydi kaldır ellerini gökyüzüne.

Şairler Zulme Direniyor

Şairler dünya tarihi boyunca haksızlığa hep direnmiş, zulme karşı çıkmışlardır. Bir bakıma onlar insanlığın ortak vicdanları, merhametin ana damarlarıdır.

AĞLA ÇOCUĞUM AĞLA…

Yüreğimi yaksan da ağlamaya hakkın var Karşımda boyun büküp bakma bana sitemkâr Sen susuz bir filizdin, kan ile suladılar

DUR DİYELİM DUR!

Parçalayıp içimizde putları, Zalimin zulmüne dur diyelim dur! Eyerleyip şaha kalkan atları, Zalimin zulmüne dur diyelim dur!

Yalın Ayaklar

Orhan, şehrin bitmeyen telaşı, dinmeyen gürültüsü içinde bir ders yılını daha geride bırakarak, altıncı sınıfa geçmişti.

Türkçem

“Sevgi çiçek açar Türk’ün dilinde, Bin yıllarla devirlerden gelirsin. Güneşin aksisin dünya yüzünde, Sıcaklığın ışığınla eşsizsin sen Türkçem.

Bir Uzman

Yaş otuz… Aylardır bel ağrısı çekiyorum, ıstırap büyük. Öyle ki, fazla oturunca ayağa kalkmakta zorlanıyor, o yüzden eğimli bir mîmar masasında ayakta yazıp çiziyorum.

Mecburi Sessizliklere İzahat

Hiç yazdım mı içimdeki coşkuların selâmını… Sanmıyorum. Yorucu bir rüzgârla savrulmuş yankı artıklarından başkası değildi sesimdekiler.

En sevilen kimse huyu en güzel olandır

Hadisi Şerif’te: “Cehenneme girmesi haram olan ve Cehennemin de onu yakması haram olan kimseyi bildiriyorum. Dikkat ediniz! Bu kimse, insanlara kolaylık, yumuşaklık gösteren [bir Müslüman]dır” buyuruldu.

Behlül Dânâ -Devemi kaybettim-

Behlül Dânâ hazretleri, Harun Reşid zamanında yaşamış bir Allah dostu’dur. Bu zatı seven bir kişi, İslam’a uymazdı.

Çıpalarla Çabalamak

Her an gözümüzün önünde bir takım kelimeler. Sürekli sağdan geliyor, bir süre görünüyor, sola akıp kayboluyorlar.

İsmini O gönderdi, Sen cismini gönder!

“İki senelik çaba boşa gitmiş artık hiç umut kalmamıştı. Peki Necibullah’ın beş yüz kilometre ötede de olsa gözlerimin önünden gitmeyen gözlerine ne olacaktı?”

Düşgüzar Fısıltılar

“Biliyor musun, bana en çok seni anlattığı için sevmiştim o şiiri. Sen kadar ahenkli geldiği için dinlediğim o şarkı gibi.

Derdimin Dermanı Sükûttur

En büyük mutluluk ve huzur imanla, aşkla ve mahşere inançla aldığımız nefestir. En güzel ses, Mevla’yı tasdik eden ve O’na yakaran ruhumuzun sesidir.

Kırmızı Çizgiden Geçiş

Bazen pat diye bir şey düşer aklına. Tanıdık bir bakış, güzel bir his… Derken sevdiğin insanların hatırasını çekersin içine derin bir nefesle birlikte… O sesi ne kadar çok sevdiğini de […]

Çevirmeden Dönmüyor

Coşkulu yaşamayı sevmek şımarıklık mıydı, uçarılık mıydı, yoksa bilgelik mi? Cevap, kişiye göre değişse de;

Yürümek ne renk?

Mahallemizin küçük bir tepesi vardı. Şöyle yüksekçe… Sanki bir bina kondurmayı unutmuşlardı üstüne. Annem ve komşuları yürürdü en yüksekteki bir düz alana.

İstemek

İstemek, bir paroladır şifrelere bürünmüş girift bilmeceler içinde. Ulaşmanın rotasını çizen eşsiz bir mihmandarıdır doğru yorumladığında.

Teknolojiye Esir mi Olduk

Teknoloji dünyasında gün geçmiyor ki; yeni bir gelişme olmasın. Teknolojinin yeni boyutlar kazanması güzel de, bir de esiri olmasak.

Sevgiliye mektup: Üşüdüm

Bazen o kadar ağırlaşıyor ki içimde sevgi, taşımakta zorlanıyorum. Tam da öyle zamanlardan birindeyim şimdi…

Zamanın Hükmü

Zaman kavramını her ne kadar saat, dakika ve saniyelerle ifade edersek edelim onun bölünmez bir mefhum olduğunu hepimiz biliriz.

Biz

Ayağı çıplak, burnu akan, sabahtan akşama koşturan sokak çocuklarıydık biz. O zaman sokaklar da temizdi,

Güçlüydün, “Haklı” Değil…

Bazı haksızlıklar, bazı haksızlar tarafından öyle pişkince yapıldı ki bu dünyada, haksızlığa uğrayan dahi haksızı haklı sandı!

KİTAP -BÂBIÂLİ HÂTIRALARI ÜNAL SAKMAN

Gazetecilik zor zenaat. Yüksek tempoda çalışma, sabır, gayret, ilim ve irfan ister. Dürüst olmayan bir insan, gazetecilik mesleğini tehlikeli bir alana dönüştürebilir.

KİTAP -MERYEM’İN ATLARI GÜRBÜZ AZAK-

Bu kitap bir göç hikâyesi anlatıyor. Kırım Kazan’dan, Anadolu’yu yurt bellemiş yüreklerin, zulümden, zalimden, ölümden, kıtlıktan, kırılmaktan kaçan bütün insanların hikâyesini anlatıyor.

Muhtar Çakmağı

Bir muhtar çakmağının pamuğu neyse içinde; Sen de içimde osun!… Belki ben bir muhtar çakmağı kadar eski değilim; Ama sen benim içimde bir muhtar çakmağı pamuğu kadar eskisin…