İğne, iplik, sopa, altın

Zamanın hükümdarına demişler ki; “Efendim bir adam var, size gösteri yapmak istiyor.” “Öyle mi, peki neymiş bu adamın hü- neri?” “İpliği öyle bir atıyor ki, şu kadar arşın ötede duran […]

AYLIK DERGİSİNDEKİ RÖPORTAJIMIZ

11 yıldır yayınlanmakta olan Aylık dergisinin röportaj konusu dergimizdi. Genel Yayın Müdürümüz Muammer Erkul ile yapılan röportajda Necip Fazıl’dan Abdülhakim Arvasi hazretlerine ve Dîvanyolu Dergisi’nin neden çıktığı ve hedeflerine kadar […]

Musluğu çevirebilmek

Yağmur yağıyorken, sabır gösteren bulut mu yoksa toprak mı, tartışılabilir. Ya da diğer açıdan; yazan mı daha sabırlıdır, yoksa okuyan mı?

Nar tanem, nur tanem; kum tanem…

Milyarlarca yıl sonra, bir vasıta ulaştı Ay yüzüne. Ve bir avuç kum alıp, getirdi dünyamıza… ….. Bu bir avuç kumun, hangi zamanda ve içinde

BAKÜ’DE HIYÂBÂNLAR

Turist olarak bir şehre gittiğinizde kabristan ziyaretleri, genel olarak gezi listenizde yer almaz. Akla gelmez bu. Ama dünyada kabristanları mutlaka gezilmek iktiza eden şehirler vardır.

ARDINA BAK…

Şöyle bir ardına bak da sevgili Geçen zamanların ahvalini gör Olsa da anlatsa her günün dili Aşığın ruhunu ihmalini gör

ÖZEL DOSYA: Sadaka Taşları

Dedelerimiz, Eshab-ı Kiram’dan aldığı ilham ile; iffet ve utancından dolayı fakirliğini gizleyenler, onur ve vakarından dolayı ihtiyaçlarını kimseye açamayanlar için, tarihte eşine rastlanmayan, gayet zarif bir yardım yolu geliştirdi. Bunun […]

Sadaka taşları

Torunları olmakla şereflendiğimiz dedelerimiz, insanlar tarafından bilinip övülmeyi umursamadıklarından; bazı güzel işlerinin kaydını bile tutmamışlar…

Güvercin Aşkı

Sultanahmet Camii’nin yakınındaki banklardan birine oturmuş, güvercinleri seyrediyorum. İçlerinden ikisi dikkatimi çekiyor. Bunlardan erkek olanı, belli ki diğerine kur yapıyor. Minicik başını yukarı kaldırmış, rengârenk göğsünü ileri uzatmış, gururla yürüyor […]

AŞK DENİLEN KOR ATEŞ

Âşığım diyenlerin, Akmalı kanlı yaşı. Sevdayı duyanların Aşk olmalı yoldaşı.

Değer(li) Kültürü

Bizi teşvik edip heyecanlandıran, hayat enerjimizi sağlayan, insan olma erdemini yaşatan, kişiliğin neşv-u nema bulup boy atmasının vazgeçilmezi,

İstanbul’un Evcil Fonu; Ağaçlar

Manzaraları sığdırmış fotoğraflar, bahar ve güz gezintilerinde alınan notlar, sıra dışı bir keder yahut sevincin hükmettiği kalpler hiçbir zaman ağaçsız, dalsız, yapraksız olamaz diye düşünürüm.

Âşık İçin Hüzündür Bal

Kademe kademe sükûtu içti kalbim, merhale merhale sabrı gönül tesbihine dizdi nefesim ve içimdeki mutluluğu dünyaya bağırmamak için zor olsa da sustu sesim. Ey aynalar, yalancısınız siz!

GELMİYOR…

Konuk olsak kırk Cem’e, bir dolu câm gelmiyor, Başımıza baht denen o serencâm gelmiyor… Tasın yarısı dolu, bardağın yarısı boş,

Bir Ressam

Adam, Avrupa’dan beş çuval deterjan getiriyor. Bunları kutulara koyup pazarlıyor, sonra da “Büyük İşadamı” oluveriyor. Toz şurada, kutu burada. Kutula kutula sat.

Dünyayı tehdit eden tehlikeler

Son 10 bin yıl içinde insanlık çok sayıda savaş, salgın hastalıklar ve tabii (doğal) afetlerle karşı karşıya kalmışsa da; dünya çapında ve insanlık için son derece önemli bir afetle karşı […]

KADINLARA HAS RUHSAL SORUNLAR

BİYOLOJİK FARKLILIKLAR Zeka ve öğrenme testlerinde eşit performans gösteren kadın ve erkeklerin beyinlerindeki gri ve ak madde dağılımı inceleniyor. ABD California (LA) üniversitesinden Prefesör Rıchard Haier “Erkeklerin beyninde gri maddenin

Biz Kuluz Başı Boş Değiliz

İmam-ı Rabbânî hazretleri, Mektûbât-ı şerîfindeki 73. Mektubunda işte böyle buyuruyor: Kıyâmet günü utanmaktan, pişman olmaktan başka, ele bir şey geçmez. Gençlik çağı, kazanç zamanıdır. Mert olan, bu vaktin kıymetini bilip, […]

Ebu Müslim Havlânî

Eski velilerde keramet olurdu Şam’da vefat eden velilerden Ebu Müslim Havlani hazretleri, bir gün sevdikleriyle bir bahçede sohbet ediyorlardı. O ara biri geldi. Bu zata döndü.

Pişmek Ama Yanmadan

Büyük kavanozda birikmiş beyaz şeyi, yoğurt sanıp kaşıklamıştım. Çok kötü kokuyordu, midem bulanmıştı. Dokuz-on yaşlarındaydım. Anneannemlerde dolabı karıştırıyordum.

Gönül Kayar Beyin Uyar

Katılırsınız katılmazsınız, beğenirsiniz beğenmezsiniz, birinin ak dediğine siz kara; sizin az dediğinize başkası çok diyebilir.

Bir Sûdan Hikâyesi

Serin bir İstanbul gecesi her zaman düşüncelere daldığı evin ufak balkonunda otururken bir yıldız kayar. Dalıp gittiği gökyüzü onu kendine getirir. Nasıl olurda insanlar bu kadar uzaklaşır özünden ve sevdasından… […]

Ayşe Nene

Ömür dediğimiz şey: “Bir dalda kuru yaprak, son durak kara toprak.” demişlerdir. Yoksa siz duymadınız mı Mustafa Dede’nin feryadını? “Haticem gidince” diyordu bir kameraya bakıp da gözyaşlarını dökerken: – Hatice’m […]

Parmak İzi Gibi Farklı, Kalplerimizce Yakın

Seçimlerimiz, hayatın anlamı değil mi? Zaman akarken yollardan birini seçmek ve devam etmek… Ne zaman, nerede, ne olacağını bilmeden! Çoğu zaman farkına varamadığımız güzellikleri yaşıyoruz ve hayat böyle geçip gidiyor […]

Osmanlı’da Çocuk Olmak: Şehzadelerin Yetiştirilmesi

Osmanlı coğrafyasındaki her çocuk gayet önemliyken, devletin başına geçmesi muhtemel olan şehzadelerin unutulması mümkün mü? Elbette hayır… İşte bunun için en mümtaz hocalar bulunur; küçük şehzadeler dînî, ilmî, askerî ve […]

Doğrunun Yolu Yanlıştan Geçer

“Genç sair mi olurmuş, senden olsa olsa…” cümlesini tamamla- madı. “Neyse çocuk git başımdan daha çok ekmek yemelisin sen.”

Yokuşta!

Bir yol uzayıp gidiyor önümde… Yorgun ve dar… Akşam oluyor bir taraftan da… Adım adım önümde eksilen şerit; pembeleşen

SİTEM

Bir gönül düştü mü yaban ellere Canda bile olsa yar o yar değil Bin türlü çiçeği saçsan savursan Bu mevsim bildiğim ilkbahar değil

Buldum! Buldum!

Ne çok aramıştı onu. Aşağıki ev, yukarıki ev… Tavan arası, bodrumlar… Eski eşyaların konulduğu her mekân… Geçmişine dâir sisli hâtıraların vazgeçilmeziydi.

Sevgiliye mektup: Gerçek Neydi?

Gerçek neydi; sonbaharı görebilmek, dökülmüş yaprakların üzerinde yürümek, yıldızları seyretmek… Senden öte, gerçek neydi?..

İşe Yaramak

İnsanın metalaştırıldığı bir dünyada sahip olunması gereken en yüce niteliktir “işe yaramak”. İşe yarayıp yaramıyor oluşumuz gösterilecek saygıdan verilecek değere kadar her şeyi belirliyor.

Sessizliğim Kıymetindendir

Susuyorum. Her söylenen söze, her türlü bakışa, bütün yapılan haksızlıklara susarak cevap veriyorum. Terazinin ayarı bozulmuşsa, sözlerin anlamı kalmamışsa, gözler boş boş bakıyorsa…

Sonbaharda Dostluk Yeli

Bugün bir bahar tanıdım anne. Dostluk yeli esti bugün penceremde. Ve bütün tazeliği ile saçlarımın kıvrımlarını okşadı sessizce… Mevsimler boyu biriktirdiğim hayallerimi, aldı dağıttı bulutlar ötesine. Maviliklerde can bulsun diye. […]

Bir şans daha…

Oradaydı, tam olmasını bekle- digim yerde. Dalgındı, sag elinin işaret parmağı omuzlarına dökülen bir tutam saça dolanıyor, bir süre tuttuktan sonra kumral bukleler serbest bırakıyordu.

Elâ

Mecnun, fırçasını boyaya daldırdı. Sonra çekti kavanozdan. Fakat elâ renginin büyüsüne dalan zihni, öyle kolay kurtulamadı bu girdaptan.

Ah Gönül

Gönül bu… Kir kaplamış yine dört bir yanını. Kim bilir ne zamandır açılmadı o tozlu sayfaları. Acılı gözler asılı kalmış satırlarına.

Yaşadığımız Gibi

Yaşadıklarımı anlamlandırmaya, hayatı anlamaya çalışıyorum. Anlama çabasının ötesinde daha başka bir şey bu, yerimi bulmaya çalışmak gibi! Yerimi yani tutunduğum gerçekliği ya da tutunamamayı,

Tarafın ne?

Bazıları “zorların adamı”dır… Buraya kadar tamam da, bu bazılarının zorların adamı olması, diğer bazılarının da “zorlukları çıkarmanın adamı” olmasını mı gerektirir?

Hayal ve Hatıra: Aşk

Zaman itibariyle 21.yüzyılın ilk çeyreğindeyiz. İçimiz ve dışımızdaki bağımsız kalabalıkların giderek büyüdüğü bir yüzyıl.

Gök Yakut

Sonunda aşk, incecik bir kök salıverir içime; Sıcacııık, acır içim!… İnci dişli tilkiler dişler artık; içine hapsolduğun her hücremi…