Altın ve saman aynı renk

Saman ile altının, birbirine ancak “rengi” benzer… Peki samanla, yazılı kâğıt arasındaki farkı ayırt edemeyen biri ile; yemliğine atılmış sayfaları, samanlarla birlikte yiyenler arasında, ne kadar fark vardır? *** Feridüddin-i […]

İLKLER ÖNEMLİDİR

Bazı işlerde ilkler çok önemlidir. Moral olur, destek olur insana. Bilirsin ki çıktığın yolda yalnız değilsin.

Rahim Er’in tweeti:

Odasına girdiğim Rahim Ağabey dergiyi gördü, inceledi. “Hemen koş, az önce köşe yazımı verdim. Ahmet’e (Demirbaş’a) söyle ve yazımın sonuna Divanyolu Dergisi ile ilgili ne istersen, ne kadar istersen yaz, […]

AĞLAMAK İSTİYORUM

Sonsuzluk hasretini ölüm mü engelliyor Mutluluğun adresi neden bunca uzaktır Hayat benim üstüme hep acıyla geliyor Her bahar yollarımda kurulmuş bir tuzaktır

HİKÂYE – Konak Apartmanı-

Halil Numan Efendi ile zevcesi Firuze Hanım akşam saatlerinde hava kararmaya yüz tutarken cumbada oturup muhavere ederler, Ezan-ı Muhammedi ile birlikte içeri geçip cemaat olup namazlarını kılarlar ve tekrar çıkarlardı.

Öğrendim ki;

Öğrendim ki; “-Kötü zamanlar, iyi dostları anlama günleriymiş…” Öğrendim ki; “-Sevgi toprağın beslemesiyle büyüyor, aşk rüzgâra karşı…”

Veda

28 Şubat 2013 Perşembe, Türkiye Gazetesi Her biri kendi ağacında uyuyan kuşlar gibiydik.

Ah Enver Ağabey!

Dün sabah, gazeteyi elime alır almaz “vah!” diyerek hüzünlendim. Birinci sayfada, onun büyük bir resmi vardı ve gözyaşı gibi birkaç kelime:

Ağacın Dallarında Büyüyen Meyvelerden Bazıları

Mesleğimizin duayenlerinden Sayın Enver Ören Bey vefat ettiği zaman, Yeni Yüzyıl Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkan vekili Sayın Ekrem Çalkılıç’ın verdiği gayet büyük “Taziye ve Şükran” ilanını çok önemsemiştim

HATIRA “Evde İş Konuşulmaz!”

İlk olarak 1983 yılında Sultanahmet Camii avlusunda gördüm onu. Mahalleden çok yakın arkadaşım Murat Başaran’la birlikte ilk Dini Yayınlar Fuarı’na gitmiştik. Murat birden çekiştirdi kolumu; -Enver Abi geliyor, dedi…

VURDUN YÂR…

Ne omuzunda silah ne de mermin vardı ya Bir amansız anımda savunmasız vurdun yâr Ateşleyen tetiği kirpiklerin kurdu ya Bir şey olmamış gibi, öyle bakıp durdun yâr.

Yazmak, bir hayat tarzıdır

Zaman zaman karşılaşıyoruz, “Nasıl yazıyorsunuz?” diye soruyorlar. “Nasıl yazıyorsunuz?” diyenler, bu iki kelimeyle yetinmiyorlar.

Hoşça Kal

Unut beni bebeğim benim yolum mayınlı Tek başıma yolcuyum bu karanlık tünelde Eyvallah de gideyim trene binmem gerek Gözlerini yolumdan kaldır yoksa gidemem

Bahtiyarız, çünkü…

“Sevdinse… qem içib, derd udacaksan, / Onu unutmağı unudacağsan. / Zererin xeyirdir, xeyirin zerer, / Sevdinse… Günahın içinde heqsan.

HİLMİ YAVUZ BİYOGRAFİ

Hilmi Yavuz, 1936, İstanbul doğumlu. İstanbul’da Kabataş Erkek Lisesi’ni bitirdi, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde okudu.

Anadolu’nun Gelin Çiçekleri

Bir çiçek ki, nazenin ve yalnız. Rüzgârın elinde bir sağa bir sola seğirtirken başı yere değse toprağı boyayacak kadar kırmızı.

MÜBAREK KAPI

Geçmez boğazımdan hiç hıçkırığım Mübarek kapında gönlü kırığım Öylesine boş ki, sırtımda heybem Onca yolu boşa çekmiş çarığım… Mübarek kapında bir boynu bükük İncecik belimde dağlar kadar yük

Liderlik ve Duyguların Rolü

Doğu toplumlarının en büyük özelliği liderliktir. Türkler için liderler, tarih boyunca çok önemli olmuştur.Öncülerinin din değiştirmesiyle kitlelerin de bu yeni dini kabul etmeleri, onlara verilen önemin bir göstergesidir.

Sevgiliye mektup: Ben Seninle Çoğaldım

Yazdığım, okuduğum, gördüğüm, dokunduğum, kokladığım, duyduğum, anladığım, baktığım, cesaret ettiğim, oturduğum, uyuduğum, koştuğum, yürüdüğüm,

Çocuklar emanettir

Çocuklar temiz toprak gibidir. Hangi tohum ekilirse, onun mahsulü alınır Çocuk, ana baba elinde bir emanettir. Çocukların temiz kalpleri kıymetli bir cevher olup, mum gibi, her şekli alabilir.

Bir polis

Adı: Hâlis. Çocukluğunu, Denizli’ye altmış kilometre uzaklıkta, kervan geçmez bir köyde yaşadı. Aslında buna yaşamak denmezdi.

Yabancı Dil İstilâsı

Türkiye yabancı dillerin münhasıran İngilizce’nin işgali altındadır. Alışveriş merkezlerinde tabela ve afişlerde kültürel yabancılaşma açıkça görülmektedir.

Ahirete intikâl mi edilir, irtihâl mi?

Değişken olan hiçbir konuda kuralcı ol-a-madım. ‘Disiplin’ ve ‘kural’, genelde karıştırılır. Disiplin “sıkı düzen”, kural ise “davranışlarımıza yön veren, uyulması gereken ilke”lerdir.

Necip Fazıl Hatıraları – TAKDİM

Şimdi bir gün yine Adapazarı, Sakarya’da, konferans için gelmişti. MTTB’ de buluştuk. Oradaki arkadaşlarla tanışmak istedi. Her birisine sordu:

Gelin “Think-Tank” Kuralım

Amerikan sisteminin en temel unsurlarından birisi de ‘think-tank’lerdir. Think=düşünce ve tank=depo kelimelerinden meydana gelen bu kavramı, ‘düşünce kuruluşu’ olarak Türkçe’ye çevirmek mümkün.

Aşkın Senfonisi

Bir senfoni çınlıyor kulaklarımda. “Dinle, bu duyduğun nida, aşkın senfonisidir!” diyor. Sonra devam ediyor aşkın melodisiyle duyguları mest etmeye.

İbrahim Gülşenî

Sadaka belayı önler Zamanın sultanını, bir gece rüyasında, iri yarı siyah bir kimse, kendisini öldürmek kastıyla, kılıçla saldırdı. Tam öldürecekti ki İbrahim Gülşeni hazretleri hızla geldi.

Mahşerin Gölgesinde

İpek böceğiyim ben, kozam dünyadır benim. Ateşi de yakacak bir dert bulunur elbet. Ömrümüz öyle ya da böyle sona erecek nihayet.

At gibi sevdim seni

Ah o kalem gibi incecik dört ayak üzerinde dengeli gövde, heybetli kafa, kır, doru, beyaz renkler… Açık alın, hareketli kulaklar, gurur dolu büyük gözler, ince, uzun ve ölçülü boyun,

Bardaktaki Üç Pire

İşte buraya kadar! Beyaz Önlüklü, kaç gündür zıp zıp zıplayan bu veletleri nihayet bir bardağın içine tıkmayı başarmıştı.

İmkânsızdı

İmkânsızdı; Yumdum gözlerimi aşk`a. Usul usul yüreğime imkân’sızdı… An`sızın`dı, an dondu seninle. Sızı şimdi benimle ve derinde…

Yazamadım

Yaz’ dedi… Oysa yaşadığımız mevsim ‘kış’tı… Her ‘Kış’ın sonun da, bir ‘Bahar’olur… Dört mevsim (Sonbahar, Kış, İlkbahar, Yaz) yaşarız hayatı…

Lisan Anlaşmak Demekmiş

Acilde çalıştığım dönemlerdi. Bir hasta getirdiler yirmili yaşlarında… Hasta tarladan eve giderken attan düşmüş ve kafasını yarmıştı.

Sinema -Gizli ve soğuk gözler-

Sokağa çıkıp da George Orwell’in zamanına göre çok hayalî, günümüze göreyse sıradan sayılan meşhur romanı 1984’ünü hatırlatan kameralarla karşılaşınca, insanın sinirleri bozuluyor.

KİTAP… Fatih-Harbiye

Neriman, doğu kültüründe yetişmiş, ihtiyar babasıyla ve bir tane hizmetçisiyle İstanbul’un Fatih semtinde yaşayan genç bir kızdır.

Kitap -VURUN OSMANLIYA-

Osman Öndeş, Timaş Yayınları’ndan çıkan Vurun Osmanlı’ya kitabında, “Türkiye Cumhuriyeti dahilinde bulunan bilumum mebânî- i resmiye ve milliye üzerindeki tuğra ve medhiyelerin kaldırılması“ kanununa dikkat çekmeyi ve tarihî eserlerimizin ne […]

Bir Kardeşlik Öyküsü

Bu bir kardeşlik öyküsüydü, yarım kaldı. İkimiz aynı sestik, gecenin sessizliğine kafa tutan. Simsiyah bulutlarda demlenen baharlara hasret iki yürektik.

Susmak

Susmak, ne zaman becerebileceğimi ısrarla merak ettiğim sihirli eylem… Ben hep zıddına âşık olsam da hayranlığım hep susmak üzerinedir.

Dîvanyolu

Düşünün ki, sizlere oturduğunuz yerden bilgi aktarımı yapan bir dergi. Gözünüze, kalbinize ve aklınıza hitap eden, sizleri parmak uçlarınızın dokunduğu her sayfada ayrı diyarlara götüren donanımlı bir kütüphane…