Minare tutmak

Çocuğum, oruçluyum ve güneş İstinye sırtlarına değdi değecek… Ben İncirköy camisinin Paşabahçe yö- nünde kalan fırında, pide kuyruğun- dayım. Benzi süzülmüş insanlar benle birlikte beklemede. Kızgın fırından ara sıra birkaç […]

Marmaraevleri Dîvanyolu Okuma Grubu

İstanbul Beylikdüzü’ndeki Marmara Evleri’nde “Dîvanyolu Dergisi Okuma Grubu” oluştu… Öğretmen Ayhan Özbek ve çevresindeki dinamik gençler, haftada bir gün düzenli olarak toplanıyorlar, akşam yemeğini birlikte yiyorlar ve okuma yapıyorlar.

Anadolu elbette çok önemlidir.

Dîvanyolu’muzun, eski dergi okuyucuları tarafından hüsnü kabul görmesinin yanında, aynı zamanda gençleri de kucaklamış olması hepimizin mutluluğunu arttırıyor. Bunlarla birlikte Anadolu Basını tarafından da dergimiz öne çıkarılıyor.

Sabır Sarmaşıkları

Harabât Ehli Cânân gelir aklıma hep, cân gider! Günler geceler permeperişân gider…

Dağı Dolanan Yol

Yusuf, elindeki kitabı sedirin üzerine bırakırken üzgündü. Gözlerini kırpmadan duvarlarda, yerdeki halının nakışlarında gezdirdi.

TORTOLA’NIN TAVUKLARI

Karayipler’deki Bâkire Adaları grubuna dahil Tortola adasında tavuklar sokakta geziniyor. Hani bizde sokak köpekleri vardır, yahut sokak kedileri. Tortola’da da “sokak tavukları” var. Pardon, majestelerinin tavukları!

Cumhuriyet Dönemi ve Türk Basını

Eski Sadaret (Sadrazamlık) binası, Cumhuriyetin kurulmasından sonra Vilayet Konağı olarak kullanılmaya başlanmış ve yeni devre uyacak şekilde sıvanmıştı. 1980 ve 1997 yıllarındaki restorasyonlarda kaldırılmış ve örtülmüş ne varsa bina eski […]

El ele vermek zamanı

Yumurta mı tavuktan çıktı, tavuk mu yumurtadan? Böyle olduğu için mi bu hale düştü Babıali, yoksa bu hale düştüğü için mi böyle oldu!..

Babıali, zamana yenik düştü

Vehbi Vakkasoğlu Babıali’den basın yayın dünyası çekildi. Keşke öyle olmasaydı. Hiç olmazsa orada, bir zamanların hatırasını yaşatacak müzeler, korunan mekânlar olsaydı.

Babıali geri dönmez ki…

Babıali zaten kalmamıştı ki, sadece adı var. Dolayısıyla şimdiki durum hiç sürpriz değil… Sahibi gazeteci olan gazete kaldı mı, bilemiyorum.

Yürek sızlatan nostalji…

Kalem erbabının hatıraları turizm dozeriyle dümdüz edildi. Gazeteciler okuyucudan koptu ve füme plazalara hapsedildi.

Bâb-ı âli, bâb-ı âdi olmasın

Bâb-ı âli ve bütün o mübarek çevre, Haçlı talanıyla darmadağınık edilmekte. Günümüz Türkiye’sinde Cumhurbaşkanlığı “Çankaya” kelimesiyle ifade edilebilmekte.

Babıali’mi bana geri verin!

Türk basınının Babıali’de konuşlandığı yıllar, gazeteciliğin altın çağıdır. Evet, günümüzdeki kadar büyük binalara, mali güce, imkanlara, en önemlisi teknolojiye elbette sahip değildi ama; mesleğin itibarı o dönemde tavan yapmıştır.

En azından bir sokak yaşatılmalı

Deveye, “Boynun neden eğri” diye sormuşlar, “Nerem doğru” diye cevap vermiş… Osmanlı İstanbul’unun, başka bir tabirle Tarihî Yarımada’nın her noktası, fetihten bu yana tarihimizin pek çok hadisesi ile yoğrulduğu için […]

Babıali geri dönmez ki…

Basın kuruluşlarının Bâbıâli’yi terke zorlanmasıyla kültürel değer açısından Cağaloğlu ve çevresi bir şey ifade etmez hale geldi.

Okyanus’a mektup

Uçsuz ve bucaksız bitkinliğimle uzandım kıyılarına. Gözlerimin önündesin devamlı, nadir uğruyorsun sahilime. Fakat yine de kucaklıyorsun dört bir yanımı geldiğin vakit.

Güneş, Deniz, Rüzgâr ve Balonlar

Civcivlerin yemini suyunu verdim, bilgisayarı kapattım ve başladım hazırlanmaya. Dışarı çıkmalı hayata karışmalıydım bir an önce…

Bir Şehzâde

Yatak odasında, pencereye bitişik bir güvercin odası vardı. Onları pek sever, her sabah güvercin sesleriyle uyanmaya bayılırdı.

GÜL İÇİNDE GÜL’Ü BİLSEM

Deli dolu gezer miydim? Yol içinde yolu bilsem! Bu kadar çok yazar mıydım? Dil içinde dili bilsem! Hem arıya hem peteğe, Ders verirdim kelebeğe. Konar mıydım her çiçeğe? Bal içinde […]

Aşkın Kimyası ve Tuzakları

‘Aşkın Kimyası’ kavramı insanlara ilaç verilerek onlarda romantik duyguları uyandırmak ya da tam tersine bir ilaçla bu duygusal eğilimlerin yok edilebileceğini anlatmak için kullanılan bir kavramdır.

CELP KÂĞIDI

Aradın güzelliği besmelesiz benizde, Sevgiyi mızrakların ucunda alkışladın. İlkyazın sularını yıkadın son denizde, En sevimli düşmanın yüreğinde kışladın…

Hak Teâlâ’yı tenzih ve takdis

(Sübhânallahi ve bi-hamdihi) güzel kelimesi, Hak Teâlâ’nın tenzîhini ve takdîsini (ya’nî Ona yakışmayan aşağılıklardan ve kötülüklerden uzak olduğunu) çok güzel bildirmektedir.

Bişr-i Hafî

Neden yalınayaksınız? Bişr-i Hafî hazretlerine “Bu dereceye ne ile yükseldiniz?” diye sordular. “Bir şeyle” buyurdu. “O nedir efendim?”

MUAMMA

Bir çetrefil yol ki zülfü dolaşık Attığım her adım başı dilemma Bir onulmaz aşk ki kana bulaşık Aşığına vaz sürmek bir muamma.

Akşehir’in Ak Yüzlü Hasan’ı

Bazı kelimeler, kavramlar size hep bazı güzel insanları hatırlatır. Öyle güzel kokular vardır ki, sizi hep çocukluğunuzun unutulmaz günlerine götürür.

Çocukları Bulmayın

Palette bütün renkler gökkuşağı gibi dizilmişti. Yeşil hepsinden fazlaydı. İlk fırça darbesi yeşille geldi. Tuvaldeki yeşiller çoğaldıkça bir kır görünümü oluşmaya başladı.

Kifayetsiz

Şair “Çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek” derken, insana dair bir kusurun altını çiziyordu; üstelik kusur hafif kalır bu ahmaklığı tarif etmek için…

Yürümek

Yürümek, bir fiilin ötesinde, devasa bir anlamı ihtiva eden karşı duruş hareketi… Asıl anlamı yürünen yolla kaim olan yorucu mücadele… Yürümek, amaçlıdır, bir neticeye, ödüle âşıktır.

Ne Güzelmiş Meğer …

Bir kitap okudum hayatım değişti derler ya bazen… Ben henüz öylesine denk gelmedim ama sayfalarını karıştırdığım bir kitapta aynen şöyle yazıyordu:

Yalancı Bahara Aldanmak

Aldanmışsın! Öyle diyorlar senin için. Yalancı bahara aldanan bütün saf kalpli âşıklar gibi, sen de aldanmışsın. Bir kere gülümseyince… Biraz ısıtınca yüreğini…

Mavi

-Maviler’in tonuna dair…- Gözler arayışta maviyi, sevgiyi, aşkı. Ve her bakış kaybediş sanki. Mavi derin mavi sonsuz mavi bucaksız. Tıpkı…

Taşova’nın Bilge Karıncaları

Eleştirinin onaran, büyüten, olgunlaştıran rengine değil de hep eksilten, acıtan, susturarak paslı yalnızlıklara salan rengine sahibizdir toplum olarak.

MADDE BAĞIMLILIKLARI VE SİNEMA

Sanat ve bağımlılık, ilkokulda Yeşilay haftası için bir resim çizmem istendiğinden beri gözlemlediğim kadarıyla ayrılmaz bir ikili durumunda. Buna ek olarak cinsel çağrışımları da ekleyebiliriz.

Gönül Gözü Neylesin

Yoktun ki baktığım hiç bir yönde…Hiç dolanmadı bir kuşak gibi aynı anda aynı rüzgar; ikimizin beline… Hiç… Ama hiç tuzu karışmadı; Gözyaşlarımızın! ..