SUÇLU ŞEHİR

Şehir miydi insan mı, asıl suçlu olan! Karlı bir kış günüydü. Yeğenim yeni bir şehrin hastanesine mikrobiyoloji uzmanı olarak atanmıştı ve hep birlikte yola koyulmuştuk. Dağlarla çevrili bu yerleşim yeri […]

Hayal ettim, hiç durmadım ve BAŞARDIM

Ben Bedensel bir Engelli olarak hiçbir zaman hayattan kopmadım 40 yaşındayım ve her zaman azimle çalışarak hayallerime kavuştum. Ben Edebiyata Orta okul yıllarında önem vermeye başladım şiirler yazmaya ve ilk […]

Memleketimde Pekmez

Bir zamanlar nesli tükenmekte olan tek şey “kelaynak kuşları” idi. Nesli için endişelendiğimiz tek canlı da buydu sanki hepimizin. Sahiden böyle miydi bu, yoksa topyekûn hepimiz büyük bir aldatmacanın ağları […]

Kütük

Su, akar; İki yamacın arasından… Akan suyun şu yanında, koca bir dağ yükselir; Bir dağ ise öte yanında… ♥ ♥ ♥ Su; “şimdi”dir… Gürül gürüldür bazen, bazen şırıl şırıldır; berraktır […]

Çöl bitti!..

Bıraktığın yerdeyim, toprağa diktiğin bir çınar fidanı gibi. Büyüyorum, içime ve dışıma doğru… Bıraktığın yerdeyim; Çünkü, seni seviyorum!..

HİCAZ

Kim bilir ne haldesin, ben böyle yenilmişken, Seni hangi yağmurlar serinliğe vardırır? Belki avuçlarında bir yarım cumartesi, Belki de göz ucunda şarabı bitmiş kahır…

BAYRAMDAN BAYRAMA

Şu dağların arkasını, Görsek bayramdan bayrama! Mutluluğun hırkasını, Örsek bayramdan bayrama…

Anne, baba, çocuk…

Aslında hep derinlerinizde bir yerlerde sezinlersiniz, hissedersiniz. Bir şeyler, olması gerekenden farklı işliyordur. Tıpkı bir pazılın bütünlüğünü bozan yanlış parçanın gözünüzü rahatsız eden uyumsuzluğu gibidir.

Senden Bilirim…

Bilmiyorum deme sakın! Bildiğini bilirim… Akşamla birlikte yüreğime çöken hüznü senden bilirim… Acı bir fren sesiyle yırtılan uykumu, uykusuz gözlerime görünmeyen ellerin serptiği ince kumu, doğuşunu gözlediğim güneşi aydınlatacak yerde […]

“AH VATANIM” DİYENLER!

Önce bülbül… Altın kafese konmuş, orada bile “vatanım!” diye inlemiştir, diye rivayet edilir. Gerçi şâibelidir. Ben güvenmem bülbüle. Yaygaracıdır, kıyametleri koparır ama ne gül için, ne gülzâr için kılını bile […]

Bir söz, yazı ve üslûp ustası Nejat Muallimoğlu

Prof. Dr. Hasan Seçen Orman güzel, karanlık ve derin, Ama vâdedilmiş sözüm var benim, Ve uyumadan önce gidecek pek çok yerim. 1973 yılında yayınladığı “Bir Türk Vatana Döndü” kitabının ilk […]

Bir Görgü

TÜRK ve Osmanlı-Türk medeniyetleri saygı hem de merhamet temellidir. Yaşca büyüğe, rütbeliye, bürokrata, devlet adamlarına, gâzilere, şehidlere, yatırlara, şâirlere, ediplere, sanatkârlara ve de komşulara karşı kesintisiz saygı beslendiği görülür. İyi […]

Aşk Nezlesi ve Tuzaklar

Aşkın tuzakları olduğunu, çok tutkulu âşıkların dahi birbirlerini öldürmeye kalkışmalarından görebiliriz. Aşk tanımını tekrar hatırlarsak, aşk; bir insanın diğer bir insan içinde kaybolmasıdır.

Erzurum Melîkesi Mama Hatun

Tarihimizde bilinen kadın hükümdarların sayısı pek azdır. Hunlar döneminde kadınların yönetime katıldıkları veya ölen kocalarının yerini alarak bir süre tahta çıktığı bilinen bir olgudur. Ancak Erzurum’da hükümdarlık etmiş Mama Hatun’u […]

SAPAN TAŞI

Ah diyorum Ah! Neden götürmüşler seni Dünyanın bir ucuna? Çekip çekip uzatmışlar Aradaki yolları Çekip çekip uzatmışlar.

Yaşatmak İçin Yaşamak

Zaman tünelinde baş döndürücü bir hızla ilerleyen insanoğlu; hergün yepyeni şartlar, ilginç buluşlar, garip şartlar ve cazip teklif ve bilgilerle karşılaşıyor. Hız ve gelişmelerin oluşturduğu telaş içinde farkında olmadan, kâh […]

Kişi, sevdiği ile berâberdir

Allahü teâlâ, hâllerinizi güzel eylesin. İşlerinizi fâideli eylesin! Maksadlarınızı ıslâh eylesin! Diye başlayan ve kendilerine sevgilerini, bağlılığını bildiren bir talebesine yazdığı cevabî mektubunda, büyükler büyüğü İmam-ı Rabbani hazretleri şöyle buyuruyor: […]

AH YUNUS, AH!

Anlaşılamamak kötüdür, yanlış anlaşılmak daha da kötü… Suiistimal edilmek, istismar edilmek ise çok daha kötü !.. Tanınan, bilinen, sevilen, meşhur insanların başına da hep gelir bu işler… Tabii ki, YUNUS […]

Merkez Efendi

Eşyalarla birlikte yere yıkıldı Merkez Efendi hazretleri, Osmanlılar devrinde yetişen bir veli’dir. Adı Mûsa ise de, bu ismiyle bilinir. Küçük yaşta başlar ilim tahsiline. Aklı, fikri, zekâsı… İlme karşı hevesi […]

Satmadan Alınmaz, Bırakmadan Kavuşulmaz!

Herkes dünyayı kendi etrafında döner sanırmış. Bizimki de o hesap. Gözümüzde bir gözlük, etrafı çarşı-pazar görüyor, pazarlamayla yatıp, pazarlamayla kalkıyoruz.

Vêfa

Vefa, İstanbul’ da bir semtin adı. Ruhumuzda, hissiyatımızda, gönül dünyamızda ise, bir başkent… İnsan olmanın, kemal derecesinin göstergesi, sevginin nişanesi, dostluğun borcudur. Hepimiz biliriz, ormanda ayağına batan dikenin, acısıyla inleyen, […]

Babanzâde Ahmed Naim

Bu ayki yazımızda sizlere; “Irkçılık davası dinimizce reddedilmiştir. Şer’i tabirle bu bir ‘Dâvâyı cahiliye’dir. İslâm’ın varlığı ve devamına, Müslümanların refah saadetine indirilen müthiş bir darbedir. Hele ki, bütün İslâm diyarları […]

ŞİMDİ YOKSUN ÖYLE Mİ?

Şimdi sen yoksun, öyle mi? Ya yine çiçekler açarsa, ya yine yağmurlar yağarsa? Peki, ben ne diyeyim, bir yabancı gelir de Kimliksiz bıraktığın bu şehrin adını sorarsa?

Dalgaların Kitaplarla Raksı

Mehmet Buğra Zaman zaman sıkıldığımı hissettiğimde kendimi koca İstanbul’dan şirin İstanbul’a atarım. Böylece durulacağımı, sakinleşeceğimi ve zihnimi toparlayabileceğimi düşünürüm. Özellikle Boğaz kenarına giderek tüm sıkıntılarımı, dertlerimi âdeta dalgalara savurur;

İnsan; Ahlak ve Adalet

Eşref-i mahlûkat olarak yaratılan insan “yaratılmışların en üstünü.” Öyleyse bu üstün özelliklerin gayesi yerine getirilmelidir. Hayatımızı “ahlak ve adalet” düsturu üzere nizama koymalıyız.

Anneannem derdi ki!

Anneannem derdi ki; Mutlu isen mutlu görün, değilsen zorlamanın bir âlemi yok kızım… Kimseyi yaşadıklarına inandırmak zorunda değilsin. Birileri üzülecek diye, sürekli gülmek zorunda da değilsin.

Gölgeler Uzarken

Akşam alacasına doğru ilerleyen saatlere yeni sesler karışıyor. Alıççılar, çirciler, seyyar baharatçılar, sakatatçılar… itmeli arabaları ile sokağı sarsarak geçiyorlar. Kapı önlerini sulayan çıraklar, arkalıksız iskemlelerini çıkaran esnaflara oturma rahatlığı sağlıyor. […]

Çaya Şeker Atmışsın

Yine günlerden Pazar… Gün aynı gün, akrep ile yelkovan arasındaki mesafe değişmemiş bile. Saat umutlarına beş kala… Pencerendeki mor menekşeler yine aynı tazelikte… Dün akşam keyifle içtiğin çorban hala soğumamış […]

CONİ

Ona nerede ve nasıl rastladığımı düşünüyorum da şimdi… Sanırım babamın paltosu içinde bize geldiği gün, güneşe alışamamış gözlerle, ona uzanan elleri nefes nefese koklarken görmüştüm ilk olarak.

Dilsizdi Yüreğim

Gökyüzü gibiydi yalnızlığım, kalabalıklar içinde birbirine değmeyen yıldızlar gibi gözlerimden kayıyordun… Karanlık gecelerin, sonsuzluğuydu siyah gözlerin…

İsmin yakışıyor sevginin yanına

Gün mübarek. Ay mübarek. Yüreğimdeki emanet mübarek… Gökyüzünde yağmur, bereketiyle yağmakta… Gök gürültüsünüyse sorma, bu yalnızlığıma fazla! Güneş bir nazlı ceylan gibi, yüzünü hiç göstermedi.

Bir Pembe Boncuğun Nijer’e Yolculuğu

Merhaba, ben bir pembe boncuğum. Nijerli o simsiyah kızın bileğinde mutlu bir hayat sürüyorum. Önceden hayatımı, boncuk kutusundaki diğer arkadaşlarımla konuşarak geçirirdim. Bazen kutuyu alırlar, karıştırırlar fakat beni kullanmazlardı.

Parşömenden, e-Kitaplara… KİTABIN SERÜVENİ

KÂĞIDIN TARIHI Yazmak deyince akla kalem, kâğıt gelir. Bugünkü manada kâğıdın olmadığı devirlerde insanlar taş tabletler kullanmışlardır. Bu tabletlere yazmak ve taşımak zorluğu insanları daha ince şeylere yazmaya itmiş olacak […]

Mankurt Olmamak

Türkiye’ye gelmeden önce arkadaşlarla beraber bir Özbek Türk Dili ve Edebiyatı hocasına Türkçe öğrenmek için gitmiştik. Bir Türkçe kitap okumaya başladık. Hoca “Bilmediğiniz kelimeleri sorun” dedi. Biz “Bu kelimeyi bilmiyoruz” […]

Film izlerken NE ‘FILM’LER IZLIYORUZ!

Bu yazının yazıldığı günkü gibi; gökyüzünün çok bulutlu ve havanın da biraz kasvetli olduğu zamanlarda, sıcacık bir bardak çay alıp da film seyretmeye başlamak, hayatımın en büyük zevklerinden biri olsa […]

Gölgeni Gördüm

(Ben, saymayı Arnavut kaldırımlarında öğrendim) Siniyordu şehir ve sis gibi yumuşacık ama kararlı bir şekilde iniyordu akşam… Akşam iniyor, şehir siniyor ve her şey siliniyordu sanki!.. Sayısız evler vardı rengârenk, […]