Yakamoz

Bir yandan geç kaldıklarını düşünüp, diğer yandan sessizce yatmaya hazırlanırken; “Muhakkak gel, yakamozları bulduk!” mesajı geldi ablamdan. “Yataktan çıkıp gelmeye değer mi?” yazdım ama cevabı beklemeden dışarda buldum kendimi. Blokları […]

Dîvanyolu’muz Kandilli’den Geçti…

Kandilli Kız Lisesi öğrencileri tarafından bir gençlik grubu kurulmuştu. Dergimizin bir alt grubu olan Dîvanyolu Maviler ile çeşitli edebî çalışmalar ve kültürel geziler yapmıştık. Bu güzel çalışmalar Dîvanyolu dergimizde yayımlandıkça, […]

Konferans Sonrası Gezimiz

Kandilli’deki şahane Divanyolu Sohbeti’miz öncesi, okul bahçesini ve Adile Sultan Sarayı’nı gezdik… Sonrasındaysa yeşil mavi Beykoz’da doyumsuz anlar yaşadık. Adile Sultan’ın vakfiyesi olan okulun ilginç bir hikâyesi vardır.

Bisiklet Şenliğindeydik

Ergene’ye bağlı Velimeşe Muhtarlığı tarafından düzenlenen bisiklet şenliğine biz de davetliydik. Bu yıl ikincisi düzenlenen “Velimeşe Muhtarlığı Bisiklet Şenliği” uzak ve yakından beş yüze yakın bisikletçi ve bisiklet severi bir […]

Bir tohum at

Bir tohum at! Attığın tohumu ister unuut, ister unutma. Sonra bir tohum daha at; ister sulaa, ister sulama!.. Ardından bir tohum daha at. Bir tohum daha at sonra, bir daha, […]

ZAVALLI AŞKIMIZ ZEYNEP

Batık anılarım dile gelince, Dalgıçlar sesimi duyar derinden. Yakamozlar, lumbuzlardan gülünce, Şimal rüzgârları eser serinden.

Bize Unutturulan Muazzam Zafer; Kut’ül Amare

1. Dünya Savaşı sırasında 3 Kasım’da Çanakkale’ye yapılan fiili saldırıdan iki gün sonra İngilizler Şattülarap Nehri ağzında bulunan Fav Yarımadası’na bir çıkarmada bulundu.

Ahkâm-ı İslâmiyye

Allahü teâlâ, insanları başı boş bırakmadı. Her istediklerini yapmağa izin vermedi. Nefslerinin arzularına ve tabî’î, hayvânî zevklerine, taşkın ve şaşkın olarak tâbi’ olmalarını, böylece felâketlere sürüklenmelerini dilemedi. Rahat ve huzur […]

Mevdud-i Çeşti

Kardeşin ölmedi, hayatta Hindistan evliyasından Ahmed bin Mevdud Çeşti hazretlerinin talebesinden birine “Kardeşin öldü” diye haber geldi köyünden. Çok üzüldü buna. Geldi bu zatın huzuruna. “Hocam, kardeşim vefat etmiş. İzin […]

Affetmek

Hangimiz hata yapmadı ki? Hangimizin kalbi kırılmadı bir söze, hangimiz yıkılmadı bir bakışla ve hangimiz kendini suçlamadı mahcubiyetin penceresinden bakan bir gözle?

HAZİRAN

Sussam haziran ölür affet cümlelerimi Beni bir akarsuyun hatırına bağışla. Esrik bir bulutum ben, bütün hamlelerimi Rüzgârına bağladım, çöz beni bir bakışla!

Sonsuzluğun Sığdığı Küçüklük

Zerre; halkın tarifiyle, en küçük varlık. “Düşünmezler mi?” diyen ilahi vahyin ikazı ile düşündüm zerreyi… O zerre ki; kâinatın özeti. Küçüklüğe sığdırılmış büyüklük. O zerrenin içinde fırtınalar kopuyor, depremler oluyor.

ÇOCUĞUN SEMTİ

İncirköy’e Senin semtinden geçiyorum şu anda Bir çocuk bakıyor ansızın dalgın İçim cız ediyor… Ağaçlara sokaklara Birer birer bakıyorum.

Besmele-i Şerîfenin Türk Şiirine Akisleri

Bismillâhirrahmânirrahîm Âyet-i unvân-ı Kelâm-ı Kadîm1 Bismillahirrahmanirrahim, yüce Allah’ın üç ismini içinde bulunduran ve Kur’ân’ın ilk sûresi olan Fatiha sûresinin ilk âyetidir. Kur’ân’a eûzu çekerek bu âyetle girilir.

Jeyran’ı durdurmak

Adım Farruh, Türkiye’de Ferruh deniliyormuş. Soyadımsa Muhitov. 8 Ocak 1990 da Kazakistan’daki Çimkent’e bağlı Türkistan, yani eski adıyla Yessi şehrinin Karaçik köyünde doğdum. Karaçik bir Özbek köyüdür. Bu kelime dilimizde […]

Mutluluk Yanımda

Gerçeği aramak ve ona yaklaşmak her daim esas olmuştur ve yine ‘bilgi kirliliği’ denilen kavram bu yüzyılda hayatımıza girmiştir. Öyleyse hemen bir soru gelsin bakalım: Yüzyılın en önemli problemi nedir?

Osmanlı’da Çocuk Olmak: Osmanlı İstanbul’unda Yaz

Klimaların, soğutucuların olmadığı bir devirde, insanların en korktukları şeylerden biri de hava cereyanlarıydı. Çünkü terliyken veya uyurken kendini havaya çarptıran bir insanın iyileşmesi uzun sürer, hatta tedavisi mümkün olmayabilirdi.

“Sinema” ATEŞİN DÜŞTÜĞÜ YERDEKİLER

Ateşin düştüğü tarafta olmadık ki hiçbirimiz! Yangında kül olmayı nereden bileceğiz?.. Çünkü bizler ancak parmaklarımızı mum alevinden geçirerek tanırız yanmayı ve dayanamadığımız anda kaçarak kurtuluruz ondan

Baloncu

Baloncuya sorsanız şöyle der: Balonlar sanır ki, ben onların uçurucusuyum! Zannederler ki; onları elimdeki iple havaya iter, yükseklerde tutarım… Ben olmasam uçamayacaklarını sanırlar…