Pazıl

Koskocaman bir pazıl düşünün. Hani, ne olduğunu anlatmak için ismine “yap-boz” da dediğimiz… Bir “bütün”dür bu oyuncak fakat bütünü de küçük parçalardan oluşan… ♥ ♥ ♥ Öyle büyük bir pazıl […]

CNR’da Çetin Günü

Uzun bir aradan sonra ilk defa, Yeşilköy CNR’daki kitap fuarında bir buluşma yaptık. Üsküdar’daki Uçurtma Müzesi’nin kurucusu Mehmet Naci Aköz ve Murat Başaran gibi yazar dostlarımızdan; okula yeni başlamış genç […]

TRT’deki Engelsiz Sesler

TRT Radyo 1, ülkemizin en çok dinlenen radyolarında biri. Türkiye’de radyo veya radyoevi denince hiç kuşkusuz akıllara, Harbiye’deki meşhur taş binasıyla Radyo 1 gelir. Bir zamanlar, ihtilal yapmak isteyenlerin önce […]

İlk 100 Hediyeleri

İlk yılımız biterken anons etmiştik: “2015 için yeni abone olan veya aboneliğini tazeleyen ilk 100 okuyucumuza, Prof. Dr. Ramazan Ayvallı tarafından hazırlanmış olan “İki Cihan Güneşi HAZRETİ MUHAMMED’İN HAYATI” isimli […]

Bu Dert Ne Güzel

Türkiye Gazetesi’ndeki “Bir Derdim Var” köşesinde dergimiz vardı. Yalancı olduğu belli biri bile kahveye girse ve “çocuklarınız zehirlenmiş” dese, herkes oyununu eğlencesini bırakıp sokağa fırlar… Hâlbuki Dîvanyolu her sayısında işte […]

Dil Yarası; Dîl Yâresi

Dergimizin yazarlarından Onur Akbaş, 13’üncü istasyonda kaleme aldığı “Dil Yarası: Dîl Yâresi” başlıklı yazısı ile aynı paralelde ve aynı isimde konferanslar vermeye başladı. Şuhut Hamza Paşa Mesleki ve Teknik Anadolu […]

Romanı Bitirme Kucaklaşması

Beykoz Necmettin Erbakan Kültür Merkezi’nde, Dîvanyolu Dergisi danışmanlarından Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil’in Çanakkale ile ilgili konferansı vardı. Gayet güzel ve kalabalıktı. Dolu dolu ve verimli geçen sürenin ardından bir sürpriz […]

MEVLÂNÂ DÎVANYOLU

Sofralara baş tâcı, tayyip, enfes bir rızık, Yedi neslime miras, tükenmeyecek azık, En derin yaralara hekim, tabib-i hâzık… Kültür, sanat ve tarih, edebiyatla dolu, Gelişin şu âleme hoş safâ DÎVANYOLU.

Köprü

Su, akar; İki yamacın arasından… ♥ ♥ ♥ Akan suyun şu yanında, koca bir dağ yükselir; Bir dağ ise öte yanında…

Çocuğun Çizgileri

Vapurla Kadıköy’e geçecektim. Hava biraz serinceydi. Kapalı kısımda, pencere yanında bir yere iliştim. Karşımdaki kanepede iyi giyimli, orta yaşlı ve hallerinden karı-koca olduklarını sandığım bir çift oturuyordu.

Bilinenleri ve bilinmeyenleriyle Süleyman Şah ve Türbesi

Caber Kalesi’nde bir kabir vardı. “Türk Mezarı” diye bilinen bu yerde medfun olan kişi gerçekte kimdi? Türbesi taşınan Süleyman Şah; Ertuğrul Gazi’nin babası yani Osmanlı’nın atası mı, yoksa Anadolu Selçuklu […]

Süleyman Şah Türbesinin Enteresan Hikâyesi

AHH, O MEZAR Yakınlarında bir yerde karışıklık oldukça, gündeme geldi hep. Çünkü… Yalnız da olsa… Orada bir bayrak vardı, bayrağımız vardı. İster nehir suları, ister düşman ateşi olsun; hepimiz, bütün […]

Ama Hangi Süleyman Şah?

OSMANLI’NIN HALEP VE SURİYE VİLAYETLERİNE ZİYARETLER İç savaştan önce, iki ülke arasındaki sınırın neredeyse kaldırılma noktasına gelindiği huzurlu zamanlarda Suriye’ye iki defa gitmiştim. O yıllarda çok sayıda tur otobüsü her […]

ÖLÜM

Bazen tek tek götürür bazen kervanla ölüm En güzeli muhakkak tam bir imanla ölüm Mezar geçiş yoludur mahşerin dehşetine Unutturur öleni elbet zamanla ölüm

Çanakkale Geçilemedi, iyi de!..

Yüzyıllarca Osmanlıyı dînen, iktisaden, siyaseten en büyük hasım olarak gören batılı ülkeler 1798’de imzalanan Osmanlı-Rus savunma antlaşmasından son derece rahatsız oldular.

Kaldırımda satılan madalyalar

Çocuk Dergisi’nde işe başladığım zamanlar… Ne çok yürürdü o zamanın insanları, biz de yürürdük. Yanılmıyorsam o gün de Fatih’ten Cağaloğlu’na gidiyordum; Şehzadebaşı, Beyazıt, Sahaflar Çarşısı, Kapalıçarşı, Nuruosmaniye, Cağaloğlu güzergâhını kullanarak…

Sükûtun Çobanyıldızı

Sussam da değişmez gerçek, ölsem de ruhum ölmez ki… Kaderin zembereğini kurdum ölüme, ben bu ömrü seve seve verdim gülüme.

Bir Kırmızı

TABİATTA topu topu üç renk var. Sarı, kırmızı ve mâvi. Hepsi bu. Sarı ile kırmızı buluşursa turuncu, mâvi ile sarı birleşirse yeşil, sarı karışmamış kırmızıya (macentaya) mâvi katılırsa mor elde […]

İki kere iki

Ortada kocaman bir soba vardı… “Soba boyası” renginde… Önünde üç beş odun… Duvarda mevsimler tablosu…

Kadınlarda Görülen Başlıca Kişilik Tipleri

Histrionik Kişilik Tipi Bu kişilik tipi, kadınlarda erkeklere nazaran daha çok görülür. Yapıları gereği kadınların histerik, erkeklerin antisosyal olmaları doğaldır. Histirionik kişilik tipindeki insanlar her şeyi abartır, dramatize eder ve […]

İçimizdeki Âlemden Bir Dem

Hayâl hiç susmaz. Yalnızca olmayacak, olmasına imkân bulunmayanlar değildir; olabilen, olmuş, olmaya yüz tutmuş, olması çok mümkün olanlar da hayâle dâhildir.

Big Bang ve Materyalist Felsefe

Son yıllarda ilmi gelişmelerde “Materyalizm” bilimsel olarak çökmüştür. “Materyalizmin bilimsel bir düşünce olduğunu artık kimse daha fazla iddia edemez.” Arthur Koetler (Ünlü düşünür)

DİL MÜHİM, DİN MÜHİM

Dilsiz bir din olamaz, anlatılmaz hakkıyla, Beraber iken devran; döner kendi çarkıyla. Anlaşırlar insanlar, dil ile konuşarak, Kavgayı bitirirler, dil ile anlaşarak.

Şiddetin Her Türlüsü Reddedilmelidir

Peygamber Efendimiz, İslâmiyeti 2 madde hâlinde özetlemiştir: “İslâm, Allah’ın emirlerine tazimde (hürmet, riayet etmek) bulunmak ve mahlûkâta şefkat etmek.” Demektir.

İbrahim Havvas

Âmir nasıl olur? İbrahim Havvas hazretleri, Cüneyd-i Bağdadi hazretlerinin talebesidir. Bir gün birlikte Hac yoluna çıkarlar. Çıkmadan, üstadı sorar: “İbrahim! Yol boyunca, birimizin emir olması lazım, sünnettir. Hangimiz Emir olsun?” […]

Afganistanlı Seyyide MAHİMAH ABLA…

Her zaman duyarız… Afganistan yıllar var ki huzura hasrettir. Ne gözyaşı diner ne silahlar susar… Ölenler, yaralananlar, tası tarağı toplayıp hicret edenler hesapsızdır. Yetim çocuklar, çilekeş analar… Açlık sefalet, kargaşa… […]

Osmanlıca mı, Osmanlı Türkçesi mi?

Son zamanlarda gündemi meşgul eden konulardan biri de “Osmanlıca”. “Osmanlıca”, derken birçok kişinin zihninde İngilizce, Fransızca, Almanca vs. dillerden bahsediliyormuş gibi bir intiba oluştu.

FERMAN – 4

Fermanımdır! Ülkemdeki dereler “Dur” dedim mi, gayrı akabilemez!.. Şafağımda dalgalanan Hilâl’e Hiç kimse kem gözle bakabilemez!..

Hayat Devam Ediyor

Hemen arkasındaki duvara asılmış, zarif görünümlü, metalik gri saate göre tam yirmi beş dakikadır konuşuyordu. Özenle seçtiği kelimeler, konuya olan hâkimiyetini, engin bilgisini ve yılların tecrübesini destekler nitelikteydi. Karşısına oturup […]

Yeniden Başlamak

Yeniden başlamak, bir beyaz kâğıdı önüne almak gibidir… Horoz sesleri muştusudur yeni bir günün. Güneş yeni günün umududur parıl parıl, sabah başlangıcıdır yeniliğin.

Yağmurla Gelen Gökkuşağı …

Seçimler… Hayatın anlamı değil mi? Zaman akarken, yollardan birini seçmek ve devam etmek… Ne zaman nerede ne olacağını bilmeden! Ömer Hayyam bir rubaisinde diyor ya:

Osmanlı’da Çocuk Olmak: Sultan Reşad Sarayında Çocuklar

Sultan Reşad, sarayda bulunan kalfalara din dersleri vermesi için, bir hocahanım’a vazife vermiştir. Lakin bu hocahanım, sigara tiryakisi olması sebebi ile, talebelerine Kur’an-ı Kerim dersi verirken kendisi iskemlesinde oturup, sigarasını […]

ORİJİNAL BİR TÜRK POLİSİYESİ Filinta

Bilindiği gibi edebiyat, gelişimini, içinde bulunduğu dönemin sosyal, siyasî, ekonomik ve kültürel gelişmelerinden bağımsız olarak oluşturamaz. Ortaya konulan edebî ürünler ister toplumsal fayda amacı güdülerek

Çocuk Olmak

Güneş ışıklarının süzülmeye çalıştığı tozlu dumanlı bir sabaha, uykusuz göz kapaklarını aralarken, çekilen eziyetin hiç olduğu topraklar.

Zamansız

Hasret, yeşermeye başlamıştı içimin toprağına. Köklerini salmaya niyetlenmiş, filizini vermeye koyulmuştu. İşte şimdi, gönlümü bir can doldurdu ve hatta aydınlattı beni, karanlıklarımın içinde.

Seni Beklerken

Dönen kuşlar indi çoktan göçtükleri yuvalarına…Karıncalar deliklerini ve arılar peteklerini başladı doldurmaya. Mevsim, yaslandı yani bana doğru, hissediyorum. Anladım ki; artık, geliyorsun..