İntiharı engelle

Ben, bana saygı duyasınız diye yapmıyorum bu işi. Fakat, senin çocuğunun; “senin, bana saygı duymana” ihtiyacı var. Ve senin “kendine yakın bulduğun” yazarlara, çizerlere, sanatçılara, fikir adamlarına, akademisyenlere… Çünkü, ne […]

» Read more

Halis Muhlis Bir Yazar

Okulumuza Muammer Erkul’u davet etme fikri Öğretmenimiz Gülşah Yakut’un fikriydi. Ama benim yazar ile ilgili hiçbir fikrim yoktu. İlk işim “bilgin Google’a” sormak oldu. Oradan da istediğim cevabı tam olarak […]

» Read more

Bir kırmızı lâle koysam masana!..

Yanından geçerken pespembe güller atsam kucağına… Sonra da, bana doğru uzattığın, beyaz bir gülü koklasam avuçlarından; Ama asıl, teninin kokusunu hissetmek ister gibi!.. ….. Ve bir kırmızı lâle koysam masana… […]

» Read more

Bir Hediye, Bin Hatıra…

Divanyolu Dergisi; öyle güzelsin ki… Biraz geç kaldım sana kavuşmak için… Hani derler ya; “her şeyin bir vakti, saati var” diye. Ama çok şükür ki, gecikmeli de olsa, Rabbim ihsan […]

» Read more

Taytay durabilir misiniz?

Her deneyen her atışta vursaydı bir turnayı; Göç mevsimi gözü sağlam kuş kalmazdı uçacak! ….. Hepimiz, nasıl da bayılırız değil mi; turnaları gözünden vurmaya? Hatta, aaah şöyle tek sıra halinde, […]

» Read more

Hüsn-ü Hattımız Afrika’da

Muhsin Duran Hattat Kamil Nazik, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından bir haftalığına Afrika’ya gönderildi. Bu süre içerisinde Namibia Üniversitesi’nde hattımızdan örnekler sergiledi, hattatlıkla ilgili İngilizce konferans verdi. Ecdadımız Osmanlıdan bize […]

» Read more

Gönül Hanım’ın gölgeliği

“Etme reisim; bunu bana etme. Canımı al sesi çıkmaz; kılımı kıpırdatırsam namussuzum. Lakin buncağıza dokunma. Bırak eceliyle ölsün. İçini kurt kemirdiğinde, oyuğuna yılanlar yuva yaptığında, başına yıldırım düştüğünde ölsün. Kuruyup […]

» Read more

Yıldız Saray-ı Hümâyûnu

İstanbul’un fethinden hemen sonra inşa edilen Eski Saray, Fatih’in emriyle devlet idare merkezi için yaptırılan Topkapı Sarayı, İmparatorluğun en görkemli yapılarından Dolmabahçe Sarayı ve en son olarak devletin dördüncü idare […]

» Read more

ATMAYIN!!

“Galat-ı meşhur lügat-ı fasihten evlâdır.” demişiz, Mecelle’ye de yazmışız, örneklerini de vermişiz. Meselâ… Evrak, eşya, akraba, evlâd… Arapça gramere göre aslında çokluk halinde kelimelerdir; biz bunları Türkçe’ye almışız, kendi malımız […]

» Read more

-ÖZEL DOSYA- Vehip Sinan

Millî ve muhafazakâr denebilecek her gazete ve dergide eser verdi, çoğumuz onun çizgileriyle büyüdük. Yeni yeni sanatçılar çıktı okurları arasından. Ben sadece çizmeyi değil; “basıldığında, eve götüremeyeceğim şeyi yazıp çizmemeyi” […]

» Read more

“Alkışlarsınız, gelmem!..”

İstanbul gibi bir şehrin belediyesi, adına gün düzenleyecek, kitaplar dvd’ler basıp dağıtacak, hakkında konuşacak kimseleri getirecek… Ve sen; “beni alkışlarlar orada” diye gelmeyeceksin!.. Geçtiğimiz Cumartesi (27 Şubat) böyle bir gündü. […]

» Read more

ÇİZGİLERİN BEYEFENDİSİ VEHİP AĞABEY

Kültür AŞ’de idarecilik yaptığım yıllardı. Sanat ve sanatçıyla yoğun bir şekilde hemhal olduğumuz bir dönemdi. Kitaplarını okuyarak, filmlerini seyrederek, çizdikleri karikatür ve resimlerine hayran olarak, büyüdüğümüz ulu çınarların gölgesinde dinlenirken […]

» Read more

GÜL’E GÜZELLEME

Remz-i Fahr-i Kâinât, reng-i bağ-ı cinânsın Her dem hasret çekenin gönlündeki cânânsın Her baharın müjdesi, kudret-i İsm-i Cemâl Mekke’de gül görmeyen O Gül-rû’ya hayransın

» Read more

Babam AHMET ARVASİ – 4

SAKIN DİNLEMEYİN KALBİNİZİ ÇALAR Zaman içinde, rahmetli babamın önü açılıyor. Artık, gittiği her yerde öyle bir tesir gücü oluyor ki; nasıl bir tesirse o, Allah-ü Teâlâ’dan… Komünistler bile; “Kaçın kaçın, […]

» Read more

Bir Zamanlar

1950 öncesi… Kadıköy’de ünlü ve de meraklı bir doktor vardı: Mahmud Atâ Bey. Doktorumuz, her hastaya ne yeyip ne içtiğini sormadan edemez, ille de et yeyip yemediğini duymak isterdi: – […]

» Read more

Aşkta İtaat ve Hoşnutluk

Sevgiyi besleyen en önemli kaynaklardan biri de sevenin sevgilinin gönlünü hoşnut kılmak için elinden geleni yapması, onu nefsine tercih etmesi, onun için fedakârlıkta bulunması, sevdiği başka şeyleri onun için terk […]

» Read more

Ehl-i Sünnet’in Lüzumu

“Kalbe gelen bütün mânevî ahvâli (hâlleri), keşifleri (buluşları) bize verseler, fakat kalbimizi Ehl-i Sünnet i’tikâdı ile süslemeseler, kendimi mahvolmuş ve hâlimi harâb bilirim. Bütün harâblıkları, felâketleri üzerime yığsalar, lâkin kalbimi […]

» Read more

Mâlik bin Dînâr

Evliyayı üzenin hâli Malik bin Dinar hazretleri, büyük velilerden olup Basra’da vefat etmiştir. Bir gün çok hasta olup halsiz düşmüştü. Bakacak kimsesi de yoktu. Ancak çarşıya çıkıp bazı şeyler alması […]

» Read more

PERDE

Gezdim hatıralarda, hayatın özetini, Yaşadım ilk sevdamın, o mayhoş lezzetini. Bir yanda utangaçlık, bir yanda onun nazı, Birkaç kez görsem mutlu geçirdim derdim yazı.

» Read more

Dîvanyolu

Doğruya, gerçeğe ve güzele giden aklın yolu… Yolunda eşlik edenlerin, sımsıcak sevgi yolu… Karşılıksız emek verenlerin, kelamdan kaleme dökenlerin, değerli bileklerin nezih yolu… Sıcacık bir gönül dostudur Dîvanyolu…

» Read more

Dündar Kılıç’ın fedaisi

Okurken adeta şoke olacağınız, bu çok ilginç ve ibretlik hatırayı; güvenilir ve birinci ağızdan nakledeceğim. Emekli din görevlisi olan ve Beykoz’da yaşayan H. Hızır Çakır hocamız dedi ki: “Bu ibretlik […]

» Read more

Sükûti

Anayolu geçtikten sonra muz ağaçlarına ulaşmak için uzunca bir yol vardı. Bu yol, devasa ada ormanını ince bir ustalıkla ikiye ayırır, güneşin haşmeti altında eriyip eriyip akşamları tekrar donardı. Orman […]

» Read more

Deniz Feneri

Uyandım. Saat gecenin üç buçuğu… Nasıl olduğunu hatırlamıyorum ama rüyamın bir yerinde uzun gri ceketinle geçiyordun koridordan. Rutubet kokan, soğuk, karanlık odaların birinden çıkıp diğerine giriyordum beni tekrar umursamamanı görmek […]

» Read more

Gitmesin yoksulluğum

“Sen yoksun Çevrende kimseler yok Ne kadar zengin olsan da Yoksulluğun gitmez ” Sıkıca kapattım onları; açılmayın, bu sabah lütfen açılmayın, izin vermeyin altınızda kıpırdayıp duran gözbebeğine. Çok kapalı tutarsanız […]

» Read more

Kadim Şehri Yaşamak

İstanbul; uğruna şairlerin en nadide mısralarını döktüğü, imparatorların, kralların, hakanların uğruna kanlarını akıttığı şehir. Eski kıtaların buluştuğu nokta üzerindeki kadim kent, nam-ı diğer Sultan-ı Berreyn, yani iki karanın ve iki […]

» Read more

Şiir Hanım’ın Pinhanı

Ömür kalemi verilmişti o akşam bana, yazdıkça yaşamam için. Ve eğildi odayı aydınlatan mum, dedi ki şairine: Pervane olan, kendini gizler mi hiç alevden? Yaşamam için yazmam gerek, pervanesi olduğum […]

» Read more

Sucuk

Yaşlı amcaların “69 depreminden bile kötü” dediği 99 depreminden bir hafta kadar sonra… Yer Sakarya… Çingene mahallesiyle dip dibe, fakir, mutlu ve olaylı, klasik bir doksanlar mahallesinde yaşıyorduk. Sokağımızın hemen […]

» Read more

Sevgiliye Mektup: Sen Geldin Ya

Şimdi sen şehrime geldin ya! Bulutlar çekildi güneşin önünden, mevsim bahara döndü. Ağaçlar çiçeğe durdu. Hele kuşlar bir başka ötüşüp o daldan o dala kondular… Şimdi sen şehrime geldin ya! […]

» Read more

Ne Mümkün?

Veya; Zehirli Su… Yahut; Senli Ben… Ya da; Benli Sen… Her ne ise, ismi önemli değil zaten! (BİR KÂSE SUYA DÜŞEN BİR DAMLA ZEHİR GİBİ; GAYRI SENİ İÇİMDEN SÖKÜP ATMAK […]

» Read more