Şehirlerin Yarasına Millet Demi!..

Mehtap Altan

Şehirlerin avlusuna tarihin hazinesinden kopup gelen sesleri terennüm edip; dinlemek geleceğin bakir çığlığını… Sonra eklemek kaldırımlarına, köy kokusundan doğan öykülerin mahcup tebessümünü… Bir de şehirlerin saçlarını, bitmek tükenmek bilmez öykülerle tarayan otogarların, insan ruhuna saldığı haritalarda yok ola ola bulmak kendi içimizdeki şehri! Dağın, tepenin duvak olması bazı şehirlerin keskin çehresine… Medeniyetin betona çalan sıcakayaz tonu! Ve şehirlerin anadilini meâl eden insan…

Evet, şehirlerin anadili! Hangi şehre giderseniz gidin mutlaka bir ilk dili vardır. Tarihin sayfasından firar eden ya da kendini geleceğe hazırlayan her şehir, ilk dilinin refakâti ile sunar kendini insana ki, geleceğe ayna misâli öykünmeler miras bıraksın… Öykünmesi olmayan hiçbir şehir, geleceğin beşiğini sallayamaz çünkü. Ninnilerini bağrında taşıdığı insanların ruhuna sağan her şehir, yeryüzünün çehresine kalıcı mührünü bırakmış mirastır. Dolayısıyla şehirlerin anadili; insanlar ile arasındaki bağınilk yoludur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir