Sevgiliye Mektup: Hesabın Mahşere Kalmasın

Yaşanmışlıklara baktığımda
oldukça kısa, yüreğime
bakınca o kadar uzun bir sevda
masalı idi seninle geçen zaman…
Anlara sığdırdım mutlulukları,
uzun uzun ağladım…
Ne karşılık bekledim, ne yarın
umdum, bir canım değişine
bağladım yüreğimi, bir canım
değişine harcadım gülüşlerimi…
Ne kırgınlıklarımı saydım,
ne yokluğunun hesabını tuttum…
Sevmenin bir insana bahşedilmiş
en büyük nimet olduğunu
öğrendiğimden beri, kimseden
beni sevmesini istemedim;
kimsenin bana kendisini adamayacağını
keşfettiğimden
beri de, kimsenin benim için
kendisini, benim içime gömmesini
de dilemedim.
Seni de kendi içimde kendim
biriktirdim…

*
Ne gelmeni bekledim, ne
sana gel dedim. Biliyordum ki
sevmek için dokunmak çok da
gerekli değildi. Gelmezsen de
sevebilirdim, gelirsen sevdama
hediye bilirdim…
Ben daha çocukken öğrendim
karşılık beklemezsem
mutlu olabileceğimi…
Mutsuzluğu hiç sevemedim,
bir de umutsuzluğu ve bir
de çatık kaşları. Bu yüzden hep
gülümsedim…
Kâh acılarımı gömmek
için gülümsedim, kâh acılarımın
kimse farkına varmasın
diye, ama en çok kendim için
gülümsedim; fark ettim ki gülümsemek
mutlu hissetmenin
en kolay, en etkin ve en hızlı
haliymiş…
*
Senden hesap sormayacağım
bana vermediklerinden
dolayı ve hak aramayacağım
gözlerimden akıttığın yaşlardan
sebep…
Belki gecenin her hangi bir
saatinde yıldızları izlerken, anlatırken
hiçliğimi bir yıldıza,
yıldız olup kayacağım sonsuza;
belki gün doğarken, eşlik ederken
kuşların cıvıltılarına, güneşin
gülen yüzüne bakarken,
bir çocuğun hayattan habersiz
kahkahalarını dinlerken, gömüleceğim
anneannemin koynuna.
Belki düşen son yaprağı
izlerken sonbaharda, yağmur
taneleri inerken güneşin kavurduğu
toprağa, umudu hatırlatırken
ilkbahar, artık benim
üzerimde açacak fulyalar…
*
Ben sonsuza göçende sen!
Vicdan azabı gibi asacaksın
beni boynuna. Unutmak
isteyeceksin. Bir kuş konacak
camına. Kulağına fısıldayacak:
“Can içim” diye, canın yanacak.
Bir bulut geçecek üzerinden.
Bırakacak dökemediğim
yaşlarımı. Dokunacak gözlerine,
fısıldayacak “ağla” diye,
ağlayacaksın.
Bir şarkı çalacak bindiğin
bir takside; “dönülmez akşamın
ufkundayım, vakit çok
geç” diye. Aldığın nefese kahredeceksin…
Unutmak isteyeceksin ve
dahi hatırlamamak, unutturmayacak
sana beni, yarına ertelediğin
zaman…
*
Sevdiğim!
Allah’tan, senin için, benden
sonra yaşayacağın uzun
bir ömür diliyorum, hesabın
mahşere kalmasın diye… 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir