SEYYİD BİLAL

21 Ekim 2017

Abdullatif Uyan

O müjdeye biz kavuşalım!
Halife Ömer bin Abdülaziz bir gün ordu komutanlarını ve devlet ileri gelenlerini sarayına çağırıp bir toplantı yaptı.
Konu, İstanbul’un fethiydi.
Onlara hitap ederek;
“İslam ordularının Anadolu’ya açılmasına engel, Bizans’tır. İstanbul’un fethi, bu sebeple gecikmektedir. Dördüncü defa kuşatmamıza rağmen bir türlü fethedemedik” dedi.

Herkes pür dikkat dinliyordu.
Şöyle devam etti:
“Peygamber Efendimizin müjdesi hiç şüphe yok ki gerçekleşecek, bir gün surlar mutlaka yıkılacaktır. Ama istiyorum ki bu şerefe biz nail olalım [kavuşalım].
Surları bir defa daha sarsmak istiyorum. Ne dersiniz?”

Herkes fikrini söyledi.
Ve Seyyid Bilal de kalktı.
Uzun boylu, geniş omuzlu, heybet ve vakar sahibi[azametli] bir zattı. Herkes onu bir ordu komutanı olmasından ziyade [daha çok] Peygamber Efendimizin torunu olduğu için seviyor, hürmet ediyordu.

Hem çok heybetliydi, hem de mütevazıydı.
Tane tane konuştu:
“Ey Emirül-Müminin!..
Ordumuza yeni kuvvetler katalım. Bunun için Orta Asya’dan cesur Türk savaşçılarını toplayalım. Türklerin savaşçılığı inkâr edilmez bir gerçektir. Bu da İstanbul’un fethinde çok işimize yarayacaktır!” dedi.

...
Yazının tümü basılı dergimizde! ABONE olmak için lütfen TIKLAYIN

Etiketler:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir