SEYYİD BİLAL

Abdullatif Uyan

O müjdeye biz kavuşalım!
Halife Ömer bin Abdülaziz bir gün ordu komutanlarını ve devlet ileri gelenlerini sarayına çağırıp bir toplantı yaptı.
Konu, İstanbul’un fethiydi.
Onlara hitap ederek;
“İslam ordularının Anadolu’ya açılmasına engel, Bizans’tır. İstanbul’un fethi, bu sebeple gecikmektedir. Dördüncü defa kuşatmamıza rağmen bir türlü fethedemedik” dedi.

Herkes pür dikkat dinliyordu.
Şöyle devam etti:
“Peygamber Efendimizin müjdesi hiç şüphe yok ki gerçekleşecek, bir gün surlar mutlaka yıkılacaktır. Ama istiyorum ki bu şerefe biz nail olalım [kavuşalım].
Surları bir defa daha sarsmak istiyorum. Ne dersiniz?”

Herkes fikrini söyledi.
Ve Seyyid Bilal de kalktı.
Uzun boylu, geniş omuzlu, heybet ve vakar sahibi[azametli] bir zattı. Herkes onu bir ordu komutanı olmasından ziyade [daha çok] Peygamber Efendimizin torunu olduğu için seviyor, hürmet ediyordu.

Hem çok heybetliydi, hem de mütevazıydı.
Tane tane konuştu:
“Ey Emirül-Müminin!..
Ordumuza yeni kuvvetler katalım. Bunun için Orta Asya’dan cesur Türk savaşçılarını toplayalım. Türklerin savaşçılığı inkâr edilmez bir gerçektir. Bu da İstanbul’un fethinde çok işimize yarayacaktır!” dedi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir