Sükûti

Anayolu geçtikten sonra muz
ağaçlarına ulaşmak için uzunca bir
yol vardı. Bu yol, devasa ada ormanını
ince bir ustalıkla ikiye ayırır,
güneşin haşmeti altında eriyip
eriyip akşamları tekrar donardı. Orman
ise onu daha da heybetli kılan
geceyle cebelleşecek kadar heyecanlı,
çevresindeki her şeyi yutacak
kadar da açtı. Onu aşmak, hele de
bu daracık yoldan upuzun ağaçları
iteleyerek geçmek mühim bir
zorluktu benim için.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir