Sürmeneli Ahmet Dede

15 Aralık 2018

Ersoy Aydoğan

Babamın dedesi, babaannemin babasıymış Ahmet Dede.

Emektar bir balıkçı.

Trabzon’un Sürmene ilçesinde dünyaya geldiğinde, takvimler 1883 senesini gösteriyormuş. Gençliğini Osmanlı’nın son zamanlarında ve zor zamanlarında yaşamış. Kendi hayatı da zorluklar ve acılarla geçmiş. Karadeniz’in sert dalgaları arasında avlanmış yıllarca. Gençliğinde İstanbul’a kadar gittiği olmuş balık tutmak için, hem de kürek çekerek.

İki evlilik yapmış, toplam onsekiz evlat sahibi olmuş. Ne hikmetse yaşamamış çocukları. Bir tek kızları sağ kalmış. Diğerlerini defnetmişler Sürmene’nin kara toprağına.

Yaşı 50’yi aştığında karar vermiş Sürmene’den göçmeye. İkinci hanımı Dursune, Osmanlı kadını, Hafız Nene derlermiş kendisine. Birgün her zamanki gibi yine denizden eve döndüğünde düşüncesini açmış Hafız Nene’ye:

“Gidelim buralardan diyorum hatun. Sen ne dersin?”

Önce şaşırmış Hafız Nene. İçine bir ateş düşmüş. Sükut etmiş bir müddet. Ardından kelimeler dökülmüş dudaklarından:

“Evimiz-barkımız, hısım-akrabamız, herşeyimiz burda. Evlatlarımızın mezarları bile burda. Nasıl bırakır gideriz bütün bunları?” demiş, belli belirsiz bir ses tonuyla.

Aynı tonda cevap vermiş Ahmet Dede:

“İyi dersin, hoş dersin de, içimde bir sıkıntı var nicedir, geçmek bilmez. Hem atalar dememiş mi, (tebdil-i mekanda ferahlık vardır) diye? Belki daha güzel günler görürüz.”

...
Yazının tümü basılı dergimizde! ABONE olmak için lütfen TIKLAYIN

Etiketler:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir