Son yılında Sultân’ın Vedâsı

Ecdâdının “Saadet Kapısı” olarak isimlendirdiği bu şehir, şu anda cihân tarihinin gördüğü ve göreceği en bedbaht hükümdâra ev sahipliği yapıyordu

UNUTULAN ZAFERİMİZ TESELYA

Ercümend Korkmaz “Hasta Adam” koltuk değneklerini atmış, bütün Avrupa’ya kılıcını çekmişti. Atina, Osmanlı ordusunun ayakları altındaydı artık… Bütün Yunanistan, Hamidiye Marşı’yla, “Padişahım çok yaşa!” nidalarıyla yankılanıyor; her yandan “Askerlerin kişver-küşâ, […]

TESELYA ZAFERİ ( 1 )

Ercümend Korkmaz 120. Yılında, İlk Defa Bu sene, Osmanlı İmparatorluğu’nun büyük kahramanlık destanlarıyla kazandığı, 1897 Osmanlı-Yunan Savaşı’nın 120. yılıdır. Bu harpte, Avrupa Devletleri’nin 1821’de kurdukları ve kendi çocukları gibi besleyip-büyüttükleri, […]

SÜRGÜNDE DOĞAN İLK ŞEHZÂDE: OSMAN BAYEZİD EFENDİ

Osman Bayezid Efendi, 1924 yılında Fransa’da dünyaya gelmiştir. Babası, Sultan Abdülhamid’in oğlu gibi sevdiği ve kendi evladı gibi yetiştirdiği yeğeni, İbrahim Tevfik Efendi, annesi ise Şadiye Hanımefendi idi. Sürgünde doğan […]

İMPARATORLUĞUN HAYAT MÜCÂDELESİ: Sultan III. Selim

Avrupai tarzda kurulan ve kırmızı, mavi renkli üniformalar giyen “Nizâm-ı Cedid Ordusu” hızla yola çıktı. Napoléon’un (Napolyon) kuşattığı ve Cezzar Ahmed Paşa’nın müdafaa etmekte olduğu “Akka” kalesine zamanında ulaştı.

İstanbul Âdâb-ı Muaşereti İstanbul Âdâb-ı Muaşereti

Osmanlılar devrinde payitaht olan ve son zamanlara kadar nüfûsu 500 bini geçmeyen bir şehirdir İstanbul… İmparatorluk kültürünün en güzel hâliyle yaşanıp, ecnebîleri bile büyüleyen bir terbiye ile yetişmiş insanlardan bahsetmek […]

İslâmiyet ve Türkler İslâmiyet Öncesi ve Sonrası

Tarihçiler Türk tarihini bir bütün olarak kabul eder. Bu sebeple, Türk-İslam tarihini ve müesseselerini anlayabilmek, İslâmiyet öncesi Türkleri ictimâi, idâri ve hukûki yönden tanımakla mümkün olabilir. İslâm tarihçileri, Türklerin Hazret-i […]

Parşömenden, e-Kitaplara… KİTABIN SERÜVENİ

KÂĞIDIN TARIHI Yazmak deyince akla kalem, kâğıt gelir. Bugünkü manada kâğıdın olmadığı devirlerde insanlar taş tabletler kullanmışlardır. Bu tabletlere yazmak ve taşımak zorluğu insanları daha ince şeylere yazmaya itmiş olacak […]

Ömer Hayyam

HAYATI 18 Mayıs 1048 tarihinde Nişabur’da doğdu. Babası hayyâm (çadırcı) olduğu için böyle tanınmıştır. Şeyh Muhammed Mansûrî ve Horasan’ın en meşhur âlimi olarak tanınan Muvaffâk Nişâbûrî gibi âlimlerden ders gördü.

Osmanlı’da Çocuk Olmak: Osmanlı İstanbul’unda Yaz

Klimaların, soğutucuların olmadığı bir devirde, insanların en korktukları şeylerden biri de hava cereyanlarıydı. Çünkü terliyken veya uyurken kendini havaya çarptıran bir insanın iyileşmesi uzun sürer, hatta tedavisi mümkün olmayabilirdi.

Osmanlı’da Çocuk Olmak: Eski Bayramların Tadı Bir Başka

Bayramlar nasıl geçirilirdi? Bayram yaklaştıkça insanları tatlı bir telaş sarardı. Zira yapılması lazım olan pek ziyade iş mevcuttu. Evlerin temizlenmesi, bahçelerin düzenlenmesi, yeni elbiselerin dikilmesi, ikram edilecek şekerlerin, lokumların ve […]

Osmanlı’da Çocuk Olmak: Son İmparatorun Çocukluğu

Sultan Abdülhamid, 33 senelik hükümdarlığı devrinde Avrupalıların “Hasta Adam” olarak tabir ettikleri ve eninde sonunda ölecek olan bu adamın mirasını kendi aralarında peşinen paylaştıkları bir zamanda, devletin ömrünü 33 sene […]

Osmanlı’da Çocuk Olmak: Sultan Reşad Sarayında Çocuklar

Sultan Reşad, sarayda bulunan kalfalara din dersleri vermesi için, bir hocahanım’a vazife vermiştir. Lakin bu hocahanım, sigara tiryakisi olması sebebi ile, talebelerine Kur’an-ı Kerim dersi verirken kendisi iskemlesinde oturup, sigarasını […]

Osmanlı’da Çocuk Olmak: Kış Misafirlikleri

Gönül Sohbet İster, Kahve Bahâne Mâlum-u âliniz, kış mevsiminde gündüzler kısa, geceler uzundur. Bugün vasati saat denilen ezâni saatin kullanıldığı, akşam ezanı ile birlikte saatlerini 12’ye ayarlayan insanların yaşadıkları devirlerde, […]

Osmanlı’da Çocuk Olmak: Devşirilmiş Çocuklar

Devşirme ne demektir? Osmanlılar, Hıristiyan ailelerin, zekî çocuklarını 8 ilâ 15 yaşları arasında tesbît edip, bunları devşirirlerdi. Onlara Türk ve Müslüman Kültürünü aşılar, Türkçe’yi ve İslamiyet’i öğretirlerdi. Bu tahsilleri tamam […]

Osmanlı’da Çocuk Olmak: Şehzadelerin Yetiştirilmesi

Osmanlı coğrafyasındaki her çocuk gayet önemliyken, devletin başına geçmesi muhtemel olan şehzadelerin unutulması mümkün mü? Elbette hayır… İşte bunun için en mümtaz hocalar bulunur; küçük şehzadeler dînî, ilmî, askerî ve […]

Osmanlı’da Çocuk Olmak: Osmanlı Medreseleri

Medreseler, zannedildiği gibi sadece üniversite tahsili veren mektepler değillerdir. Sıbyan Mektebi; anaokulu-ilkokul karışımı iken, medreseler üç kısımdır. Bunlardan birincisi, bugünkü orta mektep (ortaokul) seviyesinde, ikincisi lise seviyesinde maarif (eğitim öğretim […]

Osmanlı’da Çocuk Olmak: Sıbyan Mektebi

Kara çalılarla, yabani ağaçlarla kaplanmış bir araziyi temizlemek kolay mı? Elbette değil. Temizlense bile tohumları dökülür! Osmanlı, tertemiz bir toprağa benzeyen sıbyana (çocuklara) sahip çıkar… Sabi, yani masum küçük çocukları […]

Osmanlı’da Çocuk Olmak: İlk Besmele ve Âmin Alayı

İlim Böyle Sevdirilir Osmanlı’da bir çocuk 4 yıl, 4 ay, 4 günlük olduğunda, muhteşem bir merasimle, hediyelerle, dualarla, komşularının tebrikleriyle ilim tahsiline başlar, talebe olarak ilk defa muallim karşısında diz […]