DUA

Lûtf-ü ihsân eyledin nîmetin büyüğünü, Ziyâfet sofrasından aç kaldırma yâ Rabbî… Ruhûmu inletirken binbir şeytan düğünü, Yunduğum bataklara sen daldırma yâ Rabbî…

SULTANIM III

Ne yapsam, nere gitsem derdim derman bulmuyor Gönlümdeki tutukluk silinmiyor Sultânım Dola koysam almıyor, boşa koysam dolmuyor Bin yanımda bin dertle, gülünmüyor Sultânım

MEVLÂNÂ DÎVANYOLU

Sofralara baş tâcı, tayyip, enfes bir rızık, Yedi neslime miras, tükenmeyecek azık, En derin yaralara hekim, tabib-i hâzık… Kültür, sanat ve tarih, edebiyatla dolu, Gelişin şu âleme hoş safâ DÎVANYOLU.

Elinden beslenen kuşlardık…

Kimi, kim bilir nereye giderken farketmiş… Kimi, rızık için yola çıkmışken rastlamış ve rızkı bilmiş… Kimi farketmesine rağmen, şüpheci gel-gitlerden sonra ancak gelebilmiş…

Tarafın ne?

Bazıları “zorların adamı”dır… Buraya kadar tamam da, bu bazılarının zorların adamı olması, diğer bazılarının da “zorlukları çıkarmanın adamı” olmasını mı gerektirir?

Güçlüydün, “Haklı” Değil…

Bazı haksızlıklar, bazı haksızlar tarafından öyle pişkince yapıldı ki bu dünyada, haksızlığa uğrayan dahi haksızı haklı sandı!

DÎVANYOLU

(Dîvanyolu Dergisi’ne…) Yangın yerinde gülşen, çöl ortasında vahâ, Çin yurdunda kırk yiğit ve başında Kür-şâd’ım…

GÜLÜM EFENDİM

Zümrüd-ü Anka’mız uçup giderken, Bakakaldık şaşkın-mahzun, ardından… Lisân-ı hâliyle vedâ ederken, Teselli aradık hâtıratından…