Tıbben değil kalben

17 Ağustos 2018

Gülden Çavuşoğlu

 

Bir doktor olarak, görevimiz hastalarımıza eşit davranmak. Duygularımızı asla belli etmeden işimizi yapmak zorundayız. Ancak zaman zaman bizleri de etkileyecek olaylar oluyor.

Çalıştığım hastane büyük bir tıp fakültesi hastanesi olduğu için, ya kanser hastaları ya ağır kazalar, ya da son bir ümit ağır vakalar geliyordu.

Bir gün bir yaralanma vakası geldi ki, getirilen hasta altı yaşında küçük bir çocuktu.

Babası subay, annesi ise üniversite okuyan genç bir hanım…

Çocuğun adı yıllar geçmesine rağmen hâlâ hafızamda; Hasan Baki…

Olay, üniversite kampüsündeki odalarında olmuş. Kapı çalınıp annesi kapıya bakmak üzereyken, Hasan Baki de gömme dolabın kapaklarına tutunmuş oyun oynuyormuş. O sırada yerinden çıkan dolap çocuğun üzerine düşmüş annesinin anlattığına göre, ki geldiğinde de durum aynıydı, o ağır dolabı bir anlık adrenalin patlamasıyla oğlunun üzerinden kaldıran genç kadın, oğlunun ağzından, burnundan ve kulaklarından kan geldiğini görerek kendinden geçmiş.

Ambulansta gelirken kalbi de durmuş olan küçük çocuk, acil servis çalışanları tarafından defibrilatör ile tekrar hayata döndürülmüş.

...
Yazının tümü basılı dergimizde! ABONE olmak için lütfen TIKLAYIN

Etiketler:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir