TÜRKLER’IN MÜSLÜMAN OLMASI VE Kuteybe bin Müslüm Hazretleri

Türkler Müslüman olduktan
sonra İslam dinine bütün varlıkları
ile sahip çıktılar, kendilerini
bu yüce dine vakf ettiler. Hatta bu
emaneti Araplardan teslim alarak
“İlay-ı Kelimetullah” bayrağını yeni
iklimlerde, yeni coğrafyalarda dalgalandırdılar.
Türkistan şehirleri
dünyanın en büyük İslâm beldeleri
haline geldi; binlerce âlim, evliya ve
devlet adamı yetişti, yüzbinlerce kitap
yazıldı.
Türk milletinin bu uğurda dünyanın
dört bucağında akıttıkları
kan ummanları doldurur. Bugün
bile dünyanın en ücra köşelerinde
kefensiz yatan yüzbinlerce “şehid”
ve onları sade bir taş ile temsil eden
“Türk şehidlikleri” vardır.

*
Türkistan Türkleri’nin Müslüman
olması Sahabe-i Kiram ve Tabiîn’in
sayesinde oldu.
Hazreti Ömer radıyallahü anh
halife olunca bir hutbe okuyup:
“Ey Resulün Eshâbı “radıyallahü
teâlâ anhüme ecmain” Arabistân
ancak sizin atlarınıza arpa
yetiştirebilir. Hâlbuki Allahü teâlâ,
Muhammed aleyhisselamın ümmetine,
yeryüzünün her tarafında,
yer, memleket vereceğini Habîbine
va’d etmiştir. Hani, bu va’d edilen
memleketleri zabt ederek dünyada
ganîmete, ahiretde gazâ ve şehidlik
rütbesine nail olmak isteyen erler
nerede? Diyerek Eshab-ı kirâmı
cihâda ve gazaya teşvik buyurdu.”
Eshab-ı Kiram İslâmiyeti yaymak
için, dünyanın pek çok yerlerine
sefer yaptı. 140 bin kişiden Hicaz
bölgesinde sadece 20 bin kişi kaldı.
En çok, Kafkasya ve Türkistan bölgelerine
gittiler.
Dağıtan’a gittiğimizde Derbent
şehrinde 40 Eshab-ı Kiram kabrini
bizzat ziyaret ettik. Şunu gördük ki; o zamanlar,
gerek Kafkas bölgesinde, gerekse Türkistan’da
petrol, kömür, gaz yok. O halde buralara
kadar niçin geldiler? Bağlarını, bahçelerini,
ailelerini terk ettiler. Bir daha dönmemeyi
göze aldılar. Peki, maksatları neydi? Elbette
dünyevî bir menfaat değildi. Bütün gayeleri
İslamiyeti oralara yaymaktı.
SAHABE-I KIRAM VE
TABIÎ’NIN ESERI

Peygamberimizin vefatından hemen sonra,
özellikle Hazreti Ömer zamanında önce
İran feth olundu. Meşhur Kadisiye zaferinden
sonra da bütün aşağı Türkistan feth edildi.
Bugün dünyanın birçok yerinde olduğu
gibi Türkistan’da da pek çok sahabe ve Tabiîn’in
kabirleri var.
Mesela bunlardan birisi Peygamberimizin
amcası Abbas’ın oğlu ve Peygamberimize çok
benzeyen, büyük sahabe Kusem bin Abbas
hazretleri’dir. Semerkant’ta yaptığı bir hücum
esnasında şehid oldu. Mezarı zamanla
Müslümanlar tarafından mukaddes bir ziyaretgâh
haline getirildi. Halk ona Kur’an-ı Kerim’de
“Allah yolunda öldürülmüş olana ölü
demeyiniz!” ayetinin hükmü ile “Şah-ı Zinde”
yani “Yaşayan Sultan” adını verdi.
TÜRKLER KITLE HALINDE
MÜSLÜMAN OLDULAR

İslâm hidayet güneşi 9. asırdan itibaren
Orta Asya Türk boyları arasında süratle yayılmaya
başladı. Mesela bu yıllarda Türkistan
Türklerinden 200 bin çadır halkı Müslüman
oldu. Her bir obada en az 10 kişinin bulunabileceği
tahmin edilirse yaklaşık olarak 2
milyonluk bir insan kitlesinin Müslüman olduğu
anlaşılır. Bu ise İslam tarihinin akışını
değiştirecek çok büyük bir olay ve belki de bir
dönüm noktasıdır.
Tereddütsüz diyebiliriz ki bu şekilde milyonları
aşan insanların büyük kitleler halinde
Müslüman olmaları eski dünyada Müslüman
milletleri arasında yalnız Türk milletine nasip
olmuştur.Bu da; kabile kabile, boy boy, hatta oba
oba, bıkmadan, usanmadan, yorulmadan, bu
step Türkleri arasında dolaşarak İslâmiyetin
Türkler tarafından benimsenmesini ve
kabulünü sağlayan, onları dînî yönden eğiten,
öğreten, fedâkar, Müslüman mücahidler
sayesinde olmuştur. İşte bu mücahidlerin en
başta geleni Türkistan’ı feth ederek orada
İslâmiyetin yerleşmesi için her türlü gayret
ve fedakârlığı gösteren Kuteybe bin Müslim
hazretleridir.
KUTEYBE BIN MÜSLIM
HAZRETLERI’NIN
TÜRKISTAN’DAKI HIZMETLERI

Büyük İslâm âlimi Abdulhakim Arvasî
hazretleri: “Türkistan ateşperest idi. Emevilerin
hilafeti zamanında Kuteybe isminde
Müslüman bir kahraman İslam dinini buralara
yaydı.” demektedir.
Kuteybe bin Müslim hazretleri ile ilgili
olarak büyük müfessir ve aynı zamanda büyük
tarihçi İbni Kesir de:
“Ümeranın ulularından biri olan Kuteybe,
aynı zamanda büyük bir kahraman ve komutandır.
Allah, onun vasıtasıyla o kadar çok kimseyi
hidayete ulaştırmıştır ki sayılarını ancak Allah
bilir. Bu kimseler Müslüman olmuşlar ve Allah’ın
dinine sımsıkı sarılmışlardır.” demiştir.
PEK ÇOK CAMII VE MESCID YAPTIRDI
Kuteybe bin Müslim hazretleri İslamiyetin
Türkistan’da yerleşmesi ve Türklerin
Müslüman olması için canla başla çalıştı, pek
çok cami ve mescid yaptırdı. Baykent şehrinde
bilhassa mihrabı ile ünlü muazzam bir
sanat eseri olan Cuma Camii’ni yaptırdı. Kıymetli
taşlarla süslü olan muhteşem mihrabın
civardaki camilerde bir örneği yoktur.
Buhara’nın iç kalesinde yer alan daha önce
Budist tapınağı iken sonra ateş evine çevrilen
Mecusi mabedin yerine Mah-i Ruz Camii’ni inşa
ettirdi. Ayrıca Semerkant’ın fethinin ilk günlerinde
şehrin en güzel yerine büyük bir cami
yaptırdı. Kuteybe bin Müslim hazretleri Türkistan’da
fethedilen istisnasız bütün şehir, köy ve
kasabalara camiler, mescitler yaptırdı. Bazı hallerde
ise fethin bir sembolü olarak şehrin en büyük
ve önemli mabedini camiye çevirdi.
TÜRK EVLERINDE ARAP MISAFIRLER
Kuteybe bin Müslim hazretleri Buhara’daki
yerli Türklerin yarısından çoğunun
evine, seçkin Müslüman Arapları misafir olarak
yerleştirdi. Böylece yeni Müslüman olan
Türklerin dinlerini en güzel şekilde öğrenmesini
sağladı. Bu sebeple Buhara’da İslamiyetin
yayılması çok süratli oldu.
NAMAZ KILANLARA MÜKÂFAT
Kuteybe bin Müslim Hazretleri yeni Müslümanların
namaz kılmasını teşvik için onlara
mükâfat vermeyi vaad etti. Bunun için
her Cuma günü tellallar halka yüksek sesle
“Cuma namazı kılanlara iki dirhem para verilecektir”
diye duyurular yaptırdı. Özellikle
pek çok fakir kimse bu hediyeyi almak için
akın akın camilere koştu.
BÜTÜN PUTLARI YAKTI
Semerkant’ta evlerde eski dinlerden kalan
ne kadar heykel varsa toplattırdı. Daha sonra
bu heykeller bir meydana getirildi. Heykel
yığını sanki büyük bir köşk gibi oldu. Müslüman
Fatih Kuteybe hazretleri halkın bu hassas
meseleye göstereceği tepkiye hiçbir şekilde
aldırmadan ayağa kalkarak, kendisine ateş
getirilmesini istedi.
Getirilen ateşten eline bir parça aldıktan
sonra putların yığılı olduğu meydana doğru
ilerledi. Yüksek Sesle “Tekbir” getirdi. Sonra
da bir zamanlar binlerce insanın taptığı putları
gözleri önünde ateşe verdi. Putların yanıp
kül olmasından sonra yerli halktan kalan bir
kısmı da hemen Müslüman oldular.
TÜRBESINI BULDUK
Kuteybe bin Müslim hazretleri 714 senesinde
şehit oldu. Türbesi Özbekistan’ın Fergana
vadisinde, Andican vilayetinin Pamuklu
köyündedir. Köyü ve kabri çok aradık, sora
sora bulduk. Türbesini birkaç arkadaşımızla
ziyaret ettik. Kabrinde büyük bir feyz olduğu
hissediliyordu.
Türkistan halkı orada yatanın aslında kim
olduğunu bilmiyordu. Fakat aradan asırlar
geçmiş olmasına rağmen kendisini büyük
bir veli, ermiş, şeyh, imam olarak bilmeleri…
Kabrini bir ziyaretgâh olarak kabul etmeleri
ve derin bir saygı ve bağlılık duymaları O’nun
Türklerin nazarında nasıl kudsî bir yer işgal
ettiğini ve dini duygularına nasıl tesir ettiğini
açıkça göstermektedir.

One comment

  • Ahmet Berat Akdağ

    Makaleyi göz yaşları içerisinde okudum. Yazarın Emeğinin ve yüreğinin sesini kalbimde hissettim. Tebrik ediyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir