Yakamoz

Bir yandan geç kaldıklarını düşünüp,
diğer yandan sessizce yatmaya hazırlanırken;
“Muhakkak gel, yakamozları bulduk!”
mesajı geldi ablamdan.
“Yataktan çıkıp gelmeye değer mi?” yazdım
ama cevabı beklemeden dışarda
buldum kendimi. Blokları dönüp sahile
indim, hiç kimse yok. Sadece bizimkileri
seçtim denize uzayan taşların üzerinde.
Çılgınlar gibiydiler. İri taşları “cummp”
diye atıyorlar, karanlık denizde oluşan
yuvarlak dalgalar bir mavi floresan gibi
parladıkça da, hayret ve sevinç çığlıkları
salıyorlardı karanlığa.
♥ ♥ ♥
Hava durgun, deniz sakindi. Hafifçe
esen yel, suyun üzerindeki yakamozları
sahile doğru sürüklüyordu ki; vakit
geçtikçe çoğaldılar ve artık her atılan
taş mavi ışıklar parlatmaya, hatta suyun
kayalardaki çırpınışlarında bile
yakamozlar parıldamaya başladı.
Ayaklarımızı suya sokuyor, taş kaydırıyor,
daha iri taşları karanlık ve kuytu
yerlere atıyorduk. Hemen her defasında
da o muhteşem fosfor cevap olarak
bize parlıyordu.
Fotoğraf veya videolarını çekmekse
mümkün değildi, hele elimizdeki telefonlarla.
Saat 02.00’de “yeter artık” deyip,
dairemize döndük.
İki defa daha görmüştüm yakamoz
ama böylesini hiç yaşamamıştım.
Bu gece unutulacak gibi değildi; bunlar
bütün denizi kaplamış, ayaklarımızın
içine kadar yayılmışlardı. Görülebilir
boyda olsalar, işte avuçlarımızda bile
fark edecektik…
♥ ♥ ♥
Sabah, aynı iskeleye yanaşmış teknedeki
balıkçı kefal pulu sıyırıyor. Ben heyecan
içinde, daha “yakamoz” derken;
“ha biliyorum, suyun üzerine çıkan
balıklar parlıyor geçerken” dedi. Sustum
kaldım!.. Bir başkası telefonda “ay
ışığı” dedi, başka biri “güneş pırıltısı”
dedi, bir diğeri “denizanalarının ışıkta
parlaması” dedi…
Hiç birine cevap vermedim.
Çünkü biliyordum ki, dünyanın en zor
işlerinden biri; hiç görmemiş birine
yakamozu anlatmak.
Dünyanın en zor işlerinden biri de;
millet için, gençlik için hazırlanan gerçek
bir derginin ne kadar büyük ihtiyaç
olduğunu görmek, bilmek, hissetmek…
♥ ♥ ♥
Dilerim ki bunu anlayanların sayısı çoğalır.
Umarım ki sizler de, benim gibi,
insanlara hem yakamozu…
Ve hem de Divanyolu’nun ne kadar güzel
ve ne büyük bir ihtiyaç olduğunu,
anlatmaya çabalarsınız.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir