Yalnız Baktım Kasımpatına

15 Mart 2018

Fatma Pekşen

Bir güvercin mi konmuş caminin alemi üstüne ne? Her zaman konarlar mı oraya?

Sahi, güvercinlerin de mevsimi var mıdır? Kondukları, göçtükleri, kuluçkaya yattıkları mevsimleri… hani bazen takvimlere not düşerler ya; av mevsimi, av yasağı filan diye. Güvercin mevsimi de var mıdır diye merak ettim. Takvimlerde miydi sahi o? Başka yerlerde mi okuyorum yoksa?

Caminin ön tarafına düşen sağlık ocağının bahçesine dikilmiş çiçeklerin değişmemesi ne güzel. Isıtıyor insanın yüreğini. Gurbetten gelmiş çocuğun ana kucağını bulması gibi bir şey. Yıllar öncesinden kokular taşıyan mindere bağdaş kurmak, çocukluk döneminden kalma, sırlarının bir kısmı dökülmüş çinko maşrapayla su yudumlamak gibi tanıdık gelen bir duygu.

Çiçekleri diyorum. Oldukları yeri muhafaza etmekteler yıllardır. Havuza birkaç metre kalan mekânlarında tomurcuklanıyorlar açıyorlar soluyorlar, tomurcuklanıyorlar açıyorlar soluyorlar. Çörü çöpü toprağa karışmakta her güz; bahara yeniden “merhaba hayat” demekteler. Mütemadiyen sürmekte olan bir durum bu. Değişmeyen renkleriyle, değişmeyen isimleriyle mevcudiyetlerini korumaktalar.

Daha doğrusu her yaz başında mevsimlik olanlar tazelenir de yıllık olanlara ilişilmez. Aklım erdi ereli buranın asli elemanı olarak bildiğim küçük kafalı İdris Emmi sular, bakar bunlara. Evladı gibi davranır. Evladı gibi gördüğünden olsa gerek, asla emekliliği düşünmez. Kalorifer yakmaktan ortalık süpürmeye, aşıya gelen çocukları susturmaktan hemşirelerin doktorların siparişleri için koşturmaya kadar her bir işe yetişmeye gayret gösterir.

...
Yazının tümü basılı dergimizde! ABONE olmak için lütfen TIKLAYIN

Etiketler:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir