YİNE SÜSLENDİ İSTANBUL Lâleden selam olsun hilâle

17 Nisan 2018

Vahap Söztutan

Eskimeyen insanların dediği gibi; “Bahara çıktık.” Mevsim çiçekleniyor. İçimizdeki kan, tomurcuklanıyor. Yine sabah oluyor, dökülüyor baharların baharı… Ey kalp sen söyle, ümitlerin en güzeli doğuyor yeniden… Lâleler açtı, renklendi dünya bir daha bütün yaşananlara inat bir güzellik ile… Lâle çiçeğinin kokusu belki ya çok azdır ya da hiç yoktur. Böyle olsa bile ‘güzelliği’ ve renk çeşitleriyle insanı kendine hayran bırakıyor. İşte Necati Bey, Remzi Efendi, Nedim, Karacaoğlan, Gevherî, Yahya Kemâl… ‘Lâle‘ birçok şaire ilham olmuştur. Bugünlerde de bize hayat aşılıyor, mutluluk saçıyor cömertçe… Tarih boyunca şiir yetmeyince, lâle şiir olmuştur. Renginden mülhem ‘kan, yanak, mum, yara, kadeh’ gibi birçok benzeyiş de bulmuştur. Şiir, hikaye, fermanlara ve dahi, bu makaleye de konu olmuştur.

‘Lâle’ deyince çağdaşlarımız, aynı çağda yaşadıklarımız için hemen Hollanda akla geliyor olabilir. Ancak gerçek böyle değil. Müslümanlar için durum böyle değil. Biz ‘lâle’ deyince Osmanlılar’ı, Selçuklular’ı hatırlarız. Birileri varsın “hayalperest” olsun, biz iflâh olmaz bir maziperest olmakla övünürüz. En başta not edelim; Hollanda’ya lâle, 16’ncı yüzyılda İstanbul’dan götürüldü. Avrupalılar daha bahçe bilmezken, payitaht İstanbul’un her tarafında hasbahçeler vardı. Padişahlar, bu hasbahçelerde devlet işlerinden uzaklaşırdı. Osmanlı Lâlesi’ne de “Lâle-i Rûmî” denilirdi.

Lâle ilk olarak Asya’da ortaya çıkmış, kervanlarla Batı’ya, Selçuklular’la Anadolu topraklarına getirilmişti. Uzun yaprakları, mızraksı yapısıyla, parlak görüntüsü, birbirine eşit altı katmanıyla lâle, Türkistan’ın bozkırlarından, Bulgar Türkleri ile İdil boylarına, Timuroğulları ile Hindistan’a, Selçuklular ile Anadolu ve İran’a yayıldı. Hun Türkleri’nin sanatsal eserlerinde, Uygurlar’ın kumaşlarında lâle motiflerine rastlanırken; Osmanlılar’ın Türkiyesi’nde ise bir devre adını veren lâle motifi, padişah kaftanlarında, askerlerin miğferlerinde, at başlıklarında, camilerde, minarelerdeki âlemlerde, hayatın her anında karşımıza çıkıyor. Lâle, Osmanlılar’da ‘simge’ oldu.

...
Yazının tümü basılı dergimizde! ABONE olmak için lütfen TIKLAYIN

Etiketler:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir