Zekâmız

1 Haziran 2018

S. Ahmet Arvasi

İnsan, zeki bir canlıdır, deriz. Bu, insanın yüksek bir idrak gücüne sahip olması demektir. Gerçekten de insan idraki “duyumdan şuura kadar” tırmanabilen bir yapı ifade eder. “Duyum” ile “şuur” psikolojik iki kavram olmakla birlikte idrakimizin iki yönünü veya ucunu temsil ederler. “Duyum” idrakimizin eşya ile temasından, “şuur” ise bu temastan doğan bilginin ruhi bir otokritiğe tabi tutulmasından ibarettir.

 

Öyle anlaşılıyor ki, zekamızın eşya alemi ile temaslarından, zaman içinde “akl”a ve ruhi hayatımızla temasından da “şuur”a ulaşırız. Sanki zekamız, yüksek bir idrak gücü olarak “akıl” ile “şuur” arasında yerleştirilmiş bir yürüyen merdiven gibidir. Görebildiğimiz kadarı ile hayvanlarda, “duyumlar”, şuura kadar tırmanamaz, basit bir idrak olarak kalır. Halbuki insan zekası, şuura kadar yücelebilir. Böylece zihnimiz sadece, eşyaya ait verilerle yetinip kalmaz, “şuurun doğrudan doğruya verileri” ile beslenir. İnsan zihninde, eşyanın verilerine zıt olarak teşekkül eden pek çok kavramın sebebi budur. Görünen odur ki, bütün “fiziki kavramlar”, beş duyudan ve akıldan zihnimize ulaşıyorsa, bütün “metafizik kavramların” kaynağı şuurdur.

...
Yazının tümü basılı dergimizde! ABONE olmak için lütfen TIKLAYIN

Etiketler:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir